Arap Baharı

From TUİÇ Sözlük
Jump to navigation Jump to search

Arap Baharı, Arap halklarının demokrasi, özgürlük ve insan hakları taleplerinden doğan bölgesel/sosyal siyasi bir harekettir. Arap Baharı, 2011 yılında, Tunuslu seyyar satıcı Muhammed Buazizi'nin Tunus'ta 17 Aralık 2010 günü belediye binasının önünde kendini yakarak, devleti protesto etmesi ve 4 Ocak 2011 yılında vefat etmesi üzerine, Tunus'ta başlamıştır. Kıvılcımı bu şekilde çakılan sosyal olaylar, Arap coğrafyasında dalga dalga yayılarak devam etmiştir.

Arabbaharı.jpg

Nedenleri

17 Aralık 2010 günü Tunus’un Sidi Buzid şehrinde, Muhammed Buazizi adlı bir seyyar satıcı, görevlilere rüşvet vermediği için, görevliler tarafından tezgahı elinden alınarak dövüldü. Yaptığı tüm şikayetlerden bir sonuç alamayan seyyar satıcı, belediye binasının önünde kendini ateşe verdi. 18 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra, 4 Ocak 2011 tarihinde hayatını kaybetti. [1] Çok kısa bir zaman içerisinde, Buazizi’nin telefonlarla kaydedilen kendini yakma görüntüleri, tüm sosyal medya kuruluşlarında yer almaya başladı. Bu görüntülerle galeyana gelen halk, Tunus’ta ‘Yasemin Devrimi’ni başlattı. [2] Arap coğrafyasında baş gösteren, işsizlik, gıda enflasyonu, özgürlük ve insan hakları sıkıntıları, demokrasi eksikliği gibi nedenlere gösterilecek tepki, Buazizi’nin kendini ateşe vermesiyle ateşlendi ve protestolar, tüm Arap coğrafyasında dalga dalga yayılmaya başladı. Arap Bahar'ını başlatan ana sebep sadece ekonomik sıkıntılar değildir. Bütün yolsuzluk ve ekonomik olumsuzluklara rağmen olayların çıkış sebebi salt ekonomik kaynaklı değildir. Sosyo-ekonomik nedenleri siyasi nedenlerden ayırmak çok zor olsa da siyasi faktörler de (demokrasi olmasa da "onur" ve "özgürlük" talebinin) bu sosyal olayın ortaya çıkmasında baskın rol oynamıştır. Tunus, Ürdün, Bahreyn, Suriye ve Umman gibi bazı ülkelerde ise gösteriler sosyal, mezhepsel, etnik veya bölgesel nedenlerle dışlanan gruplar tarafından çevrede başlatılmıştır.

Arap Bahar'ının başlamasına neden olan birçok neden birkaç ana başlık altında toplanabilir:

  • Bölge ülkelerinin çoğunda, sınıflar arası uçurum sonucu ortaya çıkmış bulunan; işsizlik, yolsuzluk, rüşvet, kayırma, gecekondu, temiz su, elektrik, yol, sağlık ve eğitim sorunların korkunç boyutlara ulaşması.
  • Bölgenin demografik yapısı incelendiğinde hızla artan genç nüfus oranı oldukça çarpıcıdır. Tunus, Katar ve Bahreyn'de nüfusun yaklaşık yüzde 60'ı; Irak, Yemen, Umman, Filistin ve Suriye'de ise yüzde 75'i 35 yaşın altındadır. [3] Bu rakamlara bakıldığında işsizlikten en çok iyi eğitimli, beklentisi yüksek genç nüfusun olumsuz etkilendiği ortadadır. Nitekim Tunus ve Mısır'da ayaklanmaları başlatanlar iyi eğitimli bu gençler olmuştur. Buradan hareketle, Arap Bahar'ının işçi sınıfı kaynaklı ortaya çıkan bir olaydan ziyade, Yeni Toplumsal Hareket bağlamında değerlendirilmesi gereken bir harekettir.
  • İktidarı elinde bulunduran Batı iş birlikçisi yönetimlerin çoğunun diktatörlüğe dönüşmesi; baskıcı yönetimler altında halkın iyice bunalması. [4]
  • Sol-sosyalist hareketlerin halka yabancılaşması ve ekonomik sorunları çözmedeki yetersizlikleri sonucu; yüz yıldan fazla bir süredir baskı altında tutulan, tasfiye edilmeye çalışılan ve şiddetle cezalandırılan İslami yapıların muhalefeti ile halkın İslami örgüt, cemaat ve partilere daha fazla rağbet göstermesi. [5]
  • Ortadoğu'da yeni bir sosyal, kültürel ve siyasi yapılanmanın gerektiğine inanan bazı Batılıların değişim istekleri. [6]

Olaylar

Arapbahari.jpg

17 Aralık 2010'da Tunuslu sokak satıcısı Muhammed Buazizi, polis şiddetine maruz kaldıktan sonra belediye binasının önünde kendini ateşe verdi. Muhammed Bouazizi'nin intihar haberi, yıllardır ekonomik ve sosyal sorunlarla ve insan hakları ihlalleriyle boğuşan Arap halklarını harekete geçirdi ve dalga dalga bölgeye yayıldı. “7 Ocak 2011'de Cezayir'de işsizlik ve gıda fiyatları halk ayaklanmasına neden oldu. 13 Ocak 2011'de Cezayirli Muhsin Buterfif, devleti protesto etmek için kendini yakarak intihar etti. 14 Ocak 2011'de Tunus'ta devam eden protestolar sonucunda Zeynel Abidin Ben Ali Suudi Arabistan'a kaçtı. 17 Ocak 2011'de bir protestocu Mısır Parlamentosu yakınında kendini ateşe verdi. 25 Ocak 2011'de Lübnan ve Mısır'da hükümet karşıtı protestolar başladı. 25 Ocak 2011'de Mısır'da “polis günü” “öfke günü ”ne dönüştü. Yüz binlerce Mısırlı, ekonomik ve siyasi taleplerle Tahrir Meydanı'nda hükümeti protesto etti. Yemen'de 27 Ocak 2011'de dört gün önce tutuklanan göstericilerin serbest bırakılmaması üzerine protestolar başladı. 28 Ocak 2011'de protestolar Ürdün ve Filistin'e sıçradı. Hüsnü Mübarek, 11 Şubat 2011'de karşı protestolara ve daha önce gitmeyeceğinin açıklanmasına rağmen sonunda Mısır yönetiminden ayrıldı. [7]

Zeynel Abidin Bin Ali yurt dışına kaçtı, Mübarek tutuklanarak cezaevine konuldu, Kaddafi öldürüldü. Mısır'da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerini İhvan-ı Müslimin taraftarı Muhammed Mursi kazandı, Tunus'ta da İslamcı Nahda Hareketi iktidara geldi. Bahreyn'deki olayları bastırmada ordu yetersiz kalınca Suudi Arabistan askeri müdahalede bulundu, Suriye'deki çatışmalar iç savaşa dönüştü. Olayların başladığı hemen her ülkede çok daha örgütlü ve halk desteğine sahip olan İslami muhalefet öne çıktı, sol-sosyalist, laik, liberal muhalefet arka planda kalarak etkisizleşti. Tunus, Libya, Mısır, Suriye ve Yemen'de İslami muhalefetin beklenilenin üzerinde güçlenerek, birçok ülkede iktidara Arap Baharı ve sonuçları Batılı ülkeler, ABD ve İsrail'in yanında iktidarlarını kaybetme korkusuna kapılan başını Suudi Arabistan'ın çektiği Körfez (Haliç) hanedanlarını da endişeye sevk etti. Başlangıçta Ortadoğu'daki değişime destek veren bazı Batılı güçler, gelişmelerin Batı yanlısı neo-liberal bir eksenden Batı ve İsrail karşıtı İslami yönetimlere doğru kayması ile desteklerini geri çekmeye başladılar. Bunun ilk işaretleri Suriye ve Libya'da görüldü, Mısır'da ise halkın oyları ile iktidara gelmiş meşru bir iktidar ABD ve Selefi-Suud destekli bir askeri darbe ile devrildi. [8]

Arap Baharı, Tunus, Mısır, Suriye, Bahreyn, Yemen ve Libya'da büyük çaplı olaylara neden oldu. Bunun yanında, Cezayir, Fas, Huzistan Eyaleti, Irak, İran, İsrail Sınırı, Kuveyt, Lübnan, Sudan, Suudi Arabistan, Umman, Ürdün’de küçük çaplı etkilere ve protestolara neden olmuştur. Arap Baharı; Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Yakın Doğu'yu etkisi altına almıştır. Ancak diğer ülkelerdeki halklar bu olaylardan ilham alarak benzer eylemlere soyunmuşlardır. Birçok ülkede halk, yönetimi bu bahardan ilham alarak protesto etmiştir. Bunun sonucunda Arap Baharı'nın etkisi, Avrupa, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Afrika ve Asya kıtasına yayılmıştır.

Hazırlayan: Ebru Gökay


Kaynakça

  1. Abdullah, Zain. Middle East Journal 65, no. 2 (2011): 346–48. http://www.jstor.org/stable/23012164.
  2. Kök, Selcen. (2012). SOKAK SİYASETİNDEN SOSYAL AĞLARA YENİ AKTİVİZM: ARAP BAHARI DENEYİMİ.
  3. Çakır, Zehra. “Arap Baharı Ve Yansımaları.” Ortadoğu Analiz, 2011.
  4. Çakır, Zehra. “Arap Baharı Ve Yansımaları.” Ortadoğu Analiz, 2011.
  5. Çakır, Zehra. “Arap Baharı Ve Yansımaları.” Ortadoğu Analiz, 2011.
  6. Çakır, Zehra. “Arap Baharı Ve Yansımaları.” Ortadoğu Analiz, 2011.
  7. Tekerek, S. & Kök, M. (2012). SOKAK SİYASETİNDEN SOSYAL AĞLARA YENİ AKTİVİZM: ARAP BAHARI DENEYİMİ. 2. Bölgesel Sorunlar ve Türkiye Sempozyumu
  8. Bayat,A., (2010), Life as Politics: How Ordinary People Change the Middle East, Stanford University Press, California,