Srebrenitsa Soykırımı

TUİÇ Sözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Ff 5707.jpg


Bosna Hersek’in doğusunda yer alan Srebrenitsa şehrinin Sırp askerler tarafından ele geçirilmesinin ardından başlayan kanlı soykırım sonucu binlerce Bosnalı’nın öldürülmesine verilen isimdir. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana gerçekleşen en büyük toplu insan kıyımı sayılarak hukuksal olarak da belgelenmiştir.


Çatışmaların Başlangıcı

O zamanlardaki Yugoslavya topraklarında savaşın başlamasından önce, özellikle Doğu Bosna’da Müslümanlar nüfusun büyük bir çoğunluğunu oluşturmaktaydı. Müslüman Boşnaklar toplam nüfusun %75’ini oluştururken, Sırplar ancak %23’ünü oluşturmaktaydı. Kendilerini Yugoslav olarak kaydedenler ile diğerleri ise %2 oranındaydı. Doğu Bosna’daki Drina Nehri boylarında yer alan bölgeler jeopolitik ve jeostratejik bakımdan ‘Velika Sırbiya’ (Büyük Sırbistan) hedefiyle Sırplar için hayati bir önem taşımaktaydı. Bu nedenle Sırplar, sadece kendilerinin yaşayacağı bir devlet şeklini; bahsedilen bölgelerin diğer ırklardan arındırılarak bir Sırp ülkesi haline getirilmesini istemişlerdi. Buna istinaden, 1992 yılında başlayan Bosna Savaşı’ndan önce ülke çapında, Müslümanların çoğunluğunu oluşturduğu Doğu Bosna’da bir etnik temizlik yapmayı planlamışlardı. Bu savaşın hazırlıklarına dair ilk adımlar Sırbistan Devlet Güvenlik Dairesi tarafından, Müslümanların aleyhine yapılan propagandalar vasıtasıyla atılmıştı. Böylece 1989 tarihinden itibaren Sırplara kötü muamele edildiğine dair asılsız iddialar öne sürülmüştür.

Bosna Hersek’in bağımsızlığının oylandığı 1 Mart 1992 tarihli referandumda genel nüfusun %65’i bağımsızlık için oy kullanmıştı. Sonuçların açıklanmasının ardından hem Yugoslavya ordusu hem de Bosna Sırp Ordusu ve Sivil Sırp çeteleri, Boşnak yerleşim yerlerini işgal etmek amacıyla taaruza geçmişlerdi.


95 Krivaya Harekâtı

Sırbistan, Karadağ ve Bosnalı Sırp orduları, savaş süresince işgal ettikleri yerlerin yanı sıra, Doğu Bosna’daki Boşnakların savundukları Jepa, Srebrenitsa ve Gorajde’ye saldırmak üzere hazırlıklara başlamışlardı. 6-25 Temmuz arasında yapılacak olan bu harekâtı ise ‘Operatsiya Krivaya 95’ (95 Krivaya Harekâtı) olarak adlandırmışlardı. Bosna’nın orta kesimlerine saldıracakları kanaatini oluşturmak ve Boşnakları yanıltmak için harekata Krivaya Nehri’nin adını vermişlerdi. Fakat harekât planınca Doğu Bosna’yı işgal edecekler ve Müslüman Bosnalıları katletme veya sürgün etme suretiyle etnik temizlik yapacaklardı. Bu harekât, 2.Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’da gerçekleştirilen en kanlı soykırımlarından biri olarak 11 Temmuz 1995 tarihinden başlayarak 18 Temmuz 1995’e kadar, Doğu Bosna’da bulunan Srebrenitsa çevresinde gerçekleşmişti.


Güvenli Bölge Sorunu

1992 yılından itibaren Bosna Hersek’e karşı saldırıya geçen Sırp askerleri ve Yugoslavya Ordusu, Srebrenitsa ile birlikte Doğu Bosna’daki birçok yerleşim birimini işgal ederek 100.000 Boşnak’ı evlerinden kovmuşlardır. Eski polis şefi ve özel kuvvetler mensubu Naser Oriç komutasındaki Boşnakların yerel savunma kuvvetleri Sırpları mağlup ederek 1992 Mayıs’ta Srebrenitsa’yı kurtarmışlardır. Bunun sonucunda Bosna Hersek Cumhuriyet Ordusu, kendi ülkesinde 900 kilometrekare genişliğinde bir ‘özgür bölge’ye hâkim olmuştur.

1993’ün ilk günlerinden itibaren yeniden saldırıya geçen Sırp ve Yugoslavya Orduları bazı kasabaları işgal ederek özgür bölgeyi 900 kilometrekareden 150 kilometreye kadar daraltmışlardı. Saldırılardan korkan Boşnaklar Srebrenitsa ve etrafına sığınmışlar, kasabanın nüfusu 60.000’e çıkmıştı. Srebrenitsa’yı kuşatan Sırp kuvvetleri, oradaki Müslümanların diğer bölgelerle irtibatını kesmiş ve halkı rehin olarak tutmuşlardı. Hiçbir insani yardıma müsaade etmeyen, su kaynaklarını kapatan ve elektrikleri kesen Sırp kuvvetleri nedeniyle Srebrenitsa büyük bir mülteci kampı haline gelmişti. Enfeksiyondan ölen kişi sayısı fazlalaşmıştı.

10-11 Mart 1993 tarihlerinde Srebrenitsa’ya giden Birleşmiş Milletler Barış Koruma Gücü Komutanı Fransız General Philippe Morillon, Sırp kuşatmasının etkisi ile yaşanabilecek bir ortamın kalmadığıı görmüştür. Bunun üzerine hakın BM koruması altında olduğunu söylemiştir. Fakat Sırpların 12 Nisan ggünü ateş açmasıyla 56 sivil ölmüş ve 106 kişi yaralanmıştır. Buna karşı Naser Oriç’in komutasındaki Boşnaklar taaruza geçerek Sırpları püskürtmüşlerdi. Bu başarıdan sonra yapılan anons ile Srebrenitsa dahil 6 bölge, BM Güvenlik Konseyi tarafından güvenli bölge olarak ilan edilmişti.

Güvenli bölgelerin oluşturulması gerekçesiyle Boşnakların elinde bulunan silahlar toplanmış fakat Sırplarla Hırvatlar silahtan arındırılmamışlardı. Böylece Boşnaklar tamamen savunmasız bir hale gelmişti. 6 güvenli bölgenin korunması için 37.000 askere ihtiyaç varken BM tarafından sadece 7.000 asker konuşlandırılmıştı. Srebrenitsa’nın güvenli bölge olarak ilan edilmesinden sonra komşu bölgelerden on binlerce sivil Boşnak gelmişti. Gelenlerin çoğu kadınlar ve çocuklardı çünkü savaşabilecek kuvvette olan Boşnaklar, ülkelerini savunmak için özgür alana gitmişlerdi.

Naser Oriç komutasındaki Boşnakların silahları yetersiz olsa da işgale karşı koymaya devam etmişlerdi. Bu sırada Sırplar, insani yardımın sağlanmasına dair BM’nin aldığı kararlar ve kendilerinin imzaladığı anlaşmaya uymamışlar, Srebrenitsa’ya yiyecek ve tıbbi malzemelerin bile geçirilmesine müsaade etmemişlerdi. Her ne kadar güvenli bölge olarak ilan edilse de Srebrenitsa’nın durumunda bir düzelme olmamıştı.

Zorluklara rağmen mücadele eden Müslüman Boşnaklar Srebrenitsa’yı Sırplara teslim etmemişlerdi. Bu nedenledir ki Srebrenitsa, Boşnak direnişinin sembolü haline gelerek bu mücadele Boşnakların halk şarkılarına bile konu olmuştur.


Hazırlayan: Gülce Çanka


https://dergipark.org.tr/tr/pub/avrasya/issue/35354/392512