Sevr Barış Anttlaşması

TUİÇ Sözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Sevr Antlaşması (10 Ağustos 1920):

İngiltere, İtalya, Fransa, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz, Polonya,Sırp, Hırvat, Sloven, Yugoslavya ve Çekoslovakya tarafından imzalanan antlaşma, 433 maddeden oluşuyordu.

Bu antlaşmanın önemli maddeleri özetle şöyleydi:

• Osmanlı Devleti'nin sınırları, Trakya'da Midye’nin doğusundan başlayarak Büyük Çekmece Gölü'ne inecek, bu hattın batısındaki Trakya toprakları Yunanistan'a verilecekti. Osmanlı Devleti'nin sınırları, İstanbul dolayları ve Anadolu'nun küçük bir bölümü ile Sınırlanıyordu. Ancak Osmanlı Devleti barış şartlarına uymazsa başkent İstanbul Türklerin elinden alınacaktı.

• İmroz ve Bozcaada, Yunanlılara bırakılıyordu.

• İzmir Yöresi, Tire, Akhisar, Ödemiş ve Bergama'yı da içerecek şekilde Yunanistan'a verilecekti. Bu bölge, kâğıt üzerinde Osmanlılarda kalacak fakat egemenlik hakkı, Yunanistan'da olacaktı. Burada oluşturulacak Parlamento, 5 yıl sonra Milletler Cemiyetinden İzmir'in Yunanistan'a katılmasını isteyebilecekti.

• Boğazlar, savaş ve barış zamanında tüm devletlerin gemilerine açık tutulacak ve Boğazların yönetimi Boğazlar Komisyonu adı verilen bir kurulca denetlenecekti. Bu kurulun ayrı bir bayrağı, ayrı bir bütçesi olacaktı.

• Güney sınırı, Karataş Burnu'ndan başlayıp Antep, Urfa ve Mardin'i dışta bırakarak Irak sınırına varacaktı. Urfa, Mardin, Antep, Suriye, Fransa'ya bırakılacak: Adana Kayseri, Malatya ve Sivas’a kadar uzanan bölge Fransız denetimi altına girecekti.

• Anadoluʼnun doğusunda, sınırları ABD Başkanı Wilson tarafından saptanacak bağımsız bir Ermenistan Devleti kurulacaktı. Bu sınır içinde Erzurum, Van, Bitlis ve Trabzon illeri bulunacaktı. Doğu Anadolu’da iki devlet kurulacaktı.

• Anlaşmanın yürürlüğe girmesini izleyen 6 ay içinde, Ermenilere verilecek toprakların güneyinde, sınırları Fırat'ın doğusundan başlayan ve Kürtlerin sayıca çoğunlukta oldukları bölgeye özerklik verilecekti. Eğer Kürtler, bir yıl içinde ister ve bu istekleri Milleler Cemiyeti tarafından da uygun görülürse Osmanlı Devleti buna uyarak bölgedeki tüm haklarından vazgeçecekti.

• İngiltere'ye tüm Mısır, Mezopotamya; Fransa'ya ise Urfa, Mardin, Antep ve tüm Suriye bırakılıyordu. Arabistan ve Irak (Musul dahil) İngiliz ve Fransızlar arasında paylaştırılıp manda altına alınacaktı.

• İtilaf Devletleri temsilcilerinden bir “Maliye Komisyonu” kurulacak, Osmanlı Hükümeti'nin tüm gelirleri bu komisyonun emrine verilecek, bu gelirlerden, önce Osmanlı topraklarındaki Müttefik Devletler birliklerinin giderleri, daha sonra ise savaşta zarar gören Müttefik Devleti uyruklarının zararları karşılanacaktı. İngiltere, Fransa, İtalya ve Osmanlı Devleti'nden oluşan bir komisyon, Türkiye'nin malî durumunu düzeltmek için gerekli tedbirleri alacak, Osmanlı Devleti bu komisyonun uygun görmediği hiçbir malî tedbiri alamayacaktı. Bütçe üzerindeki son sözü komisyon söyleyecekti. Bu komisyonda bulunan Osmanlı temsilcilerinin sadece komisyona katılma mahiyetinde bir söz hakkı olacaktı. Gümrükler, bu komisyonun tayin edip görevden alabileceği bir genel müdür tarafından idare edilecekti. • Adli ve mali kapitülasyonlar en ağır şekilde bütün devletlere açık olacaktı. Kapitülasyonlar, daha geniş hale getirilecek, Yunanistan ve yeni kurulacak Ermenistan da kapitülasyonlardan yararlandırılacaktı. • İtilaf Devletleri'nden birinin yahut Yunanistan Ermenistan gibi yeni kurulacak devletlerin uyruğuna geçmek isteyenlere güçlük çıkarılmayacak. Osmanlı Hükümeti bunlara da kapitülasyon haklarını tanıyacaktı. • Türkiye'de yaşayan her topluluk dil, din, mezhep özgürlüğünü kullanabilecek ve herkes eşit olacaktı. Azınlıklar her türlü haktan faydalanabilecekti.

Osmanlı delegelerince imzalanan bu antlaşma ile sözde bağımsız Osmanlı Devleti öngörülmekteydi. Osmanlı Devleti'nin toprakları üzerinde işgalci devletlerin desteği ile yeni devletler kurulmakta, ülkenin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü koruyacak olan ordu üçsüz duruma düşürülmekteydi. Malî güç, İtilaf Devletleri'nin denetimine girmekteydi. Sevr barış Antlaşması bir anlaşma olmaktan öte bir tutsaklık belgesi niteliğini taşımaktaydı. Bu antlaşmanın uygulamaya geçmesi demek Osmanlı Devleti'nin bütünüyle ortadan kalkması anlamına geliyordu. Çünkü Osmanlı Devleti'ne bırakılan topraklarda yaşayan halk, kapitülasyonların sağladığı ayrıcalıklardan yararlanmak için Osmanlı vatandaşlığını terk edecekti. Fakat Anadolu'da başlatılan Kurtuluş Savaşı, Sevr Barış Antlaşması'nın uygulanmaya konulmasını engellemiş, ölü doğmuş bir belge olarak kalmasını sağlamıştır.

Sevr Barış Antlaşması bu hâliyle Türk milletine yaşama hakkı tanımıyordu. Osmanlı Devleti'ni resmen sona erdiriyordu. Sevr Barış Antlaşması yalnız Ankara'da değil, İstanbul'da da büyük tepkiyle karşılanmıştı. Damat Ferit Paşa Hükümeti istifa etmek zorunda kalmış, yerine kurulan Tevfik Paşa Hükümeti ise antlaşmayı hiçbir zaman onaylamamıştı. Tevfik Paşa Hükümeti, Ankara Hükümeti ile iyi ilişkiler kurmak maksadıyla Ankara'ya karşı alınan karar ve uygulamaları yürürlükten kaldırdı. Mustafa Kemal Paşa ile görüşme yapmak için Ahmet İzzet Paşa ve Salih Paşa'yı Bilecik’e gönderdi. Mustafa Kemal, Bilecik’teki görüşmede İstanbul Hükümetini meşru görmediğini bildirerek Paşaları da yanında Ankara’ya getirdi. Bu iki Paşa'nın Millî Mücadele için çalışmaya başladıklarını ilan etti. Ahmet izzet Paşa bu görüşmelerden sonra belli bir süre Ankara'da kalmışsa da daha sonra İstanbul'a geri dönmüştür.

Sevr Antlaşması'nın imzalanmasına Türkiye Büyük Millet Meclisinin tepkisi ise çok sert olmuş; 19 Ağustos 1920’de toplanan Meclis, aldığı kararla bu antlaşmayı onaylayanlar ve imzalayanları vatan haini ilan etmiştir. Bu antlaşma ile İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti üzerindeki emellerini gerçekleştirmiş oluyordu. Fakat antlaşma geçerli değildi. Çünkü bu antlaşma padişah ve hükümet tarafından resmen onaylanmamıştı. Sevr Barış Antlaşması, Türk vatanseverlerinin direnme gücünü kamçılamış; onları, artık tek çarenin düşman ile savaşıp yurttan kovmak olduğu noktasında birleştirmişti. [1]


  1. Yılmaz, Salih. Baytal,Yaşar. Türkman, Sayim. Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi. 2. Basım. Ankara: Nobel Yayınları, 2014. s.150-153.