Emmeline Goulden Pankhurst

From TUİÇ Sözlük
Jump to navigation Jump to search
Doc-COPY-1 526 3-Photograph-of-Mrs-Pankhurst-leader-of-Votes-for-Women-movement-London-three-quarter-length-hand-upraised-holding-paper-wearing-hat-and-cloak..jpg


Emmeline Goulden Pankhurst (1858-1928) 20.yüzyıl başlarının İngiltere’sinde kadınların oy hakkını savunan bir aktivisttir. Manchester’da dünyaya gelen Pankhurst’un ailesi de radikal politik eğilimlere sahip idi. Bu nedenle kendisinin de bu alanlara eğilimi olmasının ailesinden geldiği düşünülmektedir. Zaten ilk anılarından birisi de ailesinin ABD’deki köleliğin kaldırılışını kutlamasıdır. Pankhurst, aynı zamanda Fransız Devrimi destekçisidir ve bir dönem Fransa’da eğitim de görmüştür. Radikal bir avukat ve kadın hakları savunucusu olan Richard Pankhurst ile evlenmek üzere İngiltere’ye dönmüş ve çiftin beş çocuğu olmuştur. Kadın haklarının coşkulu bir destekçisi olarak evli kadınların mülkiyet hakkını koruyan yasa tasarısının yazarlığını yapmıştır. Eşinin ölümünün ardından büyük yıkıma uğrasa da, bu sayede politik faaliyetlere daha yoğun biçimde katkı sağlamış; Richard’ın ölümünden beş yıl sonra Women’s Social’ı kurmuş ve yöneticiliğini yapmıştır. Hayatını kadın haklarını savunmaya adayan Emmeline Pankhurst fazlaca ses getirmiş hatta 2015 yılında vizyona giren Suffragate (Diren!) filminde kendisini Meryl Streep canlandırmıştır. Onun ve diğer savunucuların verdiği otuz yıllık mücadelenin sonunda İngiliz Hükümeti 1928 yılında kadınların oy hakkını tanımak zorunda kalmıştır. [1]


Hayatı

Kızlık soyadıyla Emmeline Goulden, 14 Temmuz 1858’de İngiltere’nin Manchester kentinde doğmuştur. En azından ailesinin ona verdiği bilgiyle böyle düşünmektedir. Doğum belgesinde ise doğum tarihi 15 Temmuz olarak kaydedilmiştir. Robert Goulden ve Sofia Craine’in kızları olan Emmeline’in atalarının her iki kolu da siyasi faaliyetlere dahil olmuştur. Böylelikle kendisi de yoğun biçimde etkilenmiştir.

10 kardeşi vardı; fakat en büyüğü bebeklik döneminde vefat edince Emmeline hayatta kalanların ilki olmuştur. Çocukken edebiyata büyük ilgi gösterse de kadın statüsünden dolayı dikkate değer bir eğitim alamamıştır. Yine de ailesi kadın hakları konusunda ortalama bir İngiliz ailesinden çok daha açık idi. Hatta süfrajetlerle ilk karşılaşması, konuşmacılardan birinin Emmeline’nin henüz 14 yaşında olmasına rağmen aşina olduğu fikirleriyle büyük hayranlık duyduğu Lydia Becker'ın olduğu bir toplantıya annesiyle eşlik etmesi sayesinde gerçekleşmiştir.

1873 yılında ailesi onu Paris’e Ecole Normale de Nevilly’ye göndermeye karar verir. Bu kurumda kızlar dikiş, nakış ve kadınsı kabul edilen diğer faaliyetler gibi gelecekteki bir eş için yararlı olabilecek alanlarda eğitim görüyorlardı. Emmeline bunların yanı sıra orada genç kadınların yararlanabileceğini düşündükleri kimya ve muhasebe gibi bazı ekstra konular hakkında da eğitim alma fırsatına sahip olmuştur.

1878 yılında İngiltere’ye döndükten sonra Richard Pankhurst adında bir avukatla tanıştı; fakat annesi kızından 24 yaş büyük olduğu için bu ilişkiyi onaylamadı. Richard, kadınların oy hakkı hareketinin bir destekçisi ve Liberal Parti’nin üyesiydi. Emmeline, özgür bir sendika kurmalarını önermesine rağmen, onun siyasi haklarını elinde tutması için resmi olarak evlenmeleri gerektiği konusunda ısrar etti ve bunun üzerine evlilik 18 Aralık 1879’da Pendleton’daki St. Luke’s Kilisesi’nde gerçekleşmiş oldu. Düğünden sonra çift Emmeline’nin ailesinin yanına taşınmıştır. Emmeline eşinin ölümünden 30 yıl sonra Londra’da vefat etmiştir. [2]


Politik Yaşamı ve Düşünceleri

Hayatı boyunca kadınların oy ve sosyal hakları için savaşan hareketin ön saflarında yer alarak tarihe adını yazdırmıştır. Pankhurst’un her zaman kadınların erkekler ile aynı hakları hak ettiğine dair tutkulu bir inancı vardı. Bu nedenle her koşul ve şartta bu mücadelesini sürdürmeye çalışmıştır. ‘’Kadınların Sosyal ve Politik Birliği’’, Emmeline ve kızı Christabel Pankhurst öncülüğünde altı kadın tarafından 10 Ekim 1903 yılında Manchester’da kurulmuştur. Süfrajetler adıyla da bilinen bu birlik, Birleşik Krallık’ta kadınların oy hakkı ve sosyal eşitliği için mücadele etmiştir. Süfrajetlerin aktif mücadelesi Birleşik Krallık’ın 1. Dünya Savaşı’na katıldığı 1914 yılına kadar sürmüştür. Emmeline kendisi gibi bir radikal olan ve aynı zamanda Kadınların Oy Hakkı Topluluğu (NSWS) üyesi olan Richard Pankhurst ile evlendikten sonra ‘’Kadın Hakları Birliği’’ adlı yeni bir grup kurmuşlardır .[3] Bunun nedeni, dönemin kadınlara oy hakkı verilmesini destekleyen örgütlerin sadece bekar ve dul kadınların oy vermesi fikrini kabullenmeye başlamaları sonucu Emmeline ve eşi Richard bu fikri reddetmeleridir. [4]

1889 yılında Londra’da kurulan bu grup, üyeler arasında çeşitli görüş ayrılıkları gerçekleşmesiyle dağılmıştır. Böylece Emmeline ve Richard 1892’de Manchester’a dönmüşlerdir. 19.yüzyıla kadar Birleşik Krallık’taki oy kullanma durumu sadece çok az kişiye tanınan bir ayrıcalık olarak geçiyordu. Yalnızca mülk sahipleri erkeklerin oy kullanabildiği bu sistemde kadınların hiçbir söz hakkı yoktu. Kadınların oy hakkı kazanmak için örgütlü hareketleri 1866 yılından itibaren dikkat çekmeye başlamış ve 1867 yılında parlamento reformları tartışıldığı sırada John Stuart Mill, mülk sahibi ya da mülk sahibiyle evli olan kadınlara oy hakkı tanınması için yasa tasarısını meclise sunmuştur. Ancak tasarı 194’e 73 oy ile meclisten geçememiştir. Tam da bu noktada Birleşik Krallık’taki kadın hareketi ivme kazanmaya başlamıştır. Bu dönemde kadınlar, davalarını haklarının genişletilmesi üzerine genel bir çerçeveden, oy hakkı talebi ile sürdürmekteydiler. Belirgin bir politikaları henüz yoktu. [5]

1867 yılında Lydia Becker öncülüğünde kurulan ve karma bir grup olan Kadınların Oy Hakkı Topluluğu, çeşitli kampanyalarla kendilerini duyurmaya başlasalar da üyeler arasında demin de bahsedilen politik çalışmalar nedeniyle etki alanını genişletememiştir. Becker’in ardından 1897 yılında Millicent Fawcett tarafından kurulan ‘’Oy Hakkı Talebinde Bulunan Ulusal Kadınlar Birliği’’ (NUWSS) ise çoğunlukla üst sınıf kadınlardan oluşmaktaydı. Taleplerini ‘kibar ve barışçıl’ şekilde dile getirdikleri takdirde parlamentodaki erkekleri oy kullanabilecek sorumlulukta olduklarına ikna edebileceklerini düşünüyordu. Fakat üyeler arasında erkekler de bulunuyordu ve oy kullanma hakkını mülk sahibi orta sınıf kadınlar için talep ederek sınırlayıcı bir hareket izliyorlardı. Kadın Hakları Birliği’nin dağılmasının ardından bu grupla çalışmaya başlayan Pankhurst ise hareket içinde her sınıftan kadının yer alması gerektiğini, hareketin işçi kadınların desteğine ihtiyacı olduğunu düşünenler arasında idi. Kadınların oy hakkı mücadelesi 19.yüzyılın sonlarında sosyal alanda eşit haklara sahip olma mücadelesine evrilmeye başlamıştır. Bu bağlamda grubun çalışmalarını etkili bulmayan Emmeline, 1903 yılında ‘’Kadınların Sosyal ve Politik Birliği’nin’’ kurulmasına öncülük etmiştir. Bu birliğin farkı sadece kadınların üyeliğine açık oluşuydu. Sloganları ise ‘’Sözde değil eylemde’’ (Deeds not Words) olarak belirlenmişti. Bu slogan kimileri tarafından radikal bulunsa da mücadelelerindeki kararlılığı ifade etmiştir. 1905 yılında Avam Kamarası’nda kadınların oy hakkı tasarısının tartışılacağını umarak gittikleri salonda, tasarının alelade geçiştirilmesine tanık olmaları nedeniyle eylemlerini daha zorlayıcı ve dikkat çekici yönde değiştirmeleri gerektiğine karar vermişlerdir.[6]

1906 yılı itibariyle sokaklara dökülen kadınlar dikkat çekmeye başlamıştır. Bunun sonucunda Christabel Pankhurst’un da aralarında bulunduğu binin üzerinde kadın gözaltına alınır veya tutuklanır. 125.000 kadını temsil eden 300 kişilik KSBP delegasyonu, dönemin başbakanı Henry Campbell-Bannerman ile kadınların oy kullanma hakkını tartışmak üzere bir görüşme gerçekleştirmiştir. Bu görüşmede başbakandan ‘erdemli bir şekilde sabretmeleri’ yönünde tavsiye almalarının ardından eylemlerini daha radikal bir tutumda sergilemeye başlarlar. Eylemlerinin radikalleşmesiyle ‘Süfrajet’ ifadesi ilk defa Daily Mail gazetesi tarafından KSBP üyelerini aşağılanmak amacıyla kullanılmıştır. Fakat kadınlar bu tanımlamaya sahip çıkmışlardır. 1908 yılında KSPB’nin Hyde Park’ta düzenlediği mitinge katılımın oldukça fazla olması yankı uyandırmış ve hükümet çözüm önerilerini kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu sözde kabule rağmen harekete geçmemeleri katılımın gitgide arttığı eylemlere yol açmıştır. Hükümetin bunlara cevabı ise gözaltı ve tutuklama ile olmuştur. İçlerinde Emmeline Pankhurst’ün de bulunduğu tutuklu kadınlar hapishanelerde açlık grevleri yürüterek mücadelelerine devam etmişlerdir. Hükümetin zorla besleme yöntemi uygulamasıyla halkın tepkisi artmış ve Süfrajetler de sempati kazanmaya başlamışlardır. Fakat birtakım olumsuz olaylar sonucunda kazandıkları sempatiyi kaybeden süfrajetler, aralarında Christabel ve Slyvia Pankhurst’un da bulunduğu üyelerini kaybetmişlerdir. Gittikçe çözülmeye başlayan KSPB hareketi 1927 yılında sona ermiş, Emmeline ve kızı Christabel Pankhurst Kadınlar Partisi’ni kurmuştur. Aynı dönemde daha diplomatik ve yasal yöntemlerle ilerleyen Oy Hakkı Talebinde Bulunan Ulusal Kadınlar Birliği’nin çalışmaları sonuç vermiş, 1918 yılında 30 yaşın üzerindeki mülk sahibi kadınlar oy kullanma hakkını kazanmışlardır. 1928 yılında, Emmeline’in ölümünden yalnızca birkaç hafta sonra 21 yaşın üzerindeki tüm yetişkinlere oy kullanma hakkı tanınmıştır. [7]

Tüm hayatını kadın hakları mücadelesini adayan Emmeline, nihayetinde emeğinin karşılığını almıştır. Şiddet içeren eylemlerden yasa tasarısına kadar her yolu denemekten çekinmeyen Pankhurst, Süfrajetler için önemli bir öncüdür. Suffragate (2015) filminde, 1913 yılında gerçekleştirdiği bir konuşmaya da yer vererek kendisini anmak istemişlerdir. ‘’Köle olmaktansa asi olmayı tercih ederim’’ ( I would rather be a rebel than a slave )


Hazırlayan: Gülce Çanka


Kaynakça