Çok Kültürcülük

TUİÇ Sözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

“Çok kültürcülüğü birden fazla kültürün bir arada yaşaması, bu kültürlerin resmen tanınması ve kültürel hakların güvence altına alınması olarak tanımlamak mümkündür.” [1] 20.yüzyılın son kırk yılı, yerli halklar, ulusal azınlıklar, etnokültürel uluslar, eski ve yeni göçmenler gibi grupların ortaya çıktığı bir dönemdir. Bu dönemde çok kültürlülük politikasının ortaya çıktığından bahsetmek mümkündür. Osmanlı Devleti ise bu politikayı iki yüzyıldır uygulamaktadır. Hoşgörü politikası adı altında bir güç-çıkar ilişkisi olduğunu ise ekleyebiliriz. Farklı kültürlerin kendi ortamlarını belirleyebilmeleri özgürlük koşullarına, maddi kaynak ve fırsatlara ve hukuki güvencelere bağlıdır. Çok kültürlülük tek başına kimlik ve farklılık ile ilgili değildir. Kültürle kaynaşmış bir grup insan ile ilgilidir. Avrupa ülkeleri, aldığı göçmenler sebebiyle yarım asırdır çok kültürlülük politikalarını uygulamaya çalışmaktadır.


  1. Muharrem Gürkaynak, Eski Yugoslavya Coğrafyasında Kalıcı Barış Üzerine: Homojenleşme-Heterojen Kalma Paradoksu, İstanbul, 2014, s. 231