Fatma Seher Erden

TUİÇ Sözlük sitesinden
Gulcecanka (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 17.38, 2 Temmuz 2021 tarihli sürüm
(fark) ← Önceki hâli | Güncel sürüm (fark) | Sonraki hâli → (fark)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
Fatma Seher Erden (1888-1955)

Fatma Seher Erden, nam-ı değer Kara Fatma. (1888-1955) İstiklal mücadelesine damgasını vurmuş kahraman bir Türk kadını. Geçmişine dair çelişkili bilgiler bulunsa da 1888 tarihinde Erzurum’da doğduğu bilinmektedir. Onu en iyi tanımlayan sıfatlar; cesaretli, fedakâr ve vatansever oluşudur. İzmir, İzmit, Bursa, Sakarya, Sapanca, Adapazarı, Düzce, Hendek ve Afgan cephelerinde savaşan Kara Fatma, askerliği, yaşamanın en onurlu görevi saymıştır.

Yaşamı boyunca askeri üniformasını ve İstiklal Savaşı’ndaki yararlılık ve kahramanlıkları nedeniyle kendisine verilen İstiklal Madalyasını ölene kadar göğsünden çıkarmamıştır. Çavuşluk rütbesi ile başladığı askerlikten üsteğmen rütbesi ile emekli olmuştur. Umutla baktığı savaş sonrası ve beklentileri gerçekleşmemiş, oldukça zor bir hayat geçirmiştir. Son zamanlarında hastalanarak Darülaceze’ye yatırılmış ve 2 Temmuz 1955’te vefat etmiştir. Mücadele ile dolu geçen 67 yıllık yaşamının ardından Kasımpaşa’daki Kulaksız Mezarlığı’na defnedilmiştir.

Yaşamı

Fatma Seher Erden, Binbaşı olan eşi ile birlikte yaptığı evliliğin ardından tarihin tozlu sayfaları arasında görülür. Bu evlilikle Erden için savaş alanları, kan ve barut kokusu kaçınılmaz hale gelmiştir. Balkan Harbi sırasında eşini Edirne Cephesine yollayan Fatma Seher, çok geçmeden eşinin yanına giderek harbe bizzat katılır. Onu cephelerde yemek yaparken ya da hasta bakarken görmek mümkündür. Eşinin Sarıkamış’a tayini Erden için yeni ve zorlu bir dönemin habercisidir. Çünkü eşi bu cephede şehit olmuştur. Yaşadığı büyük acı onu vatanın istiklali için mücadele etmekten vazgeçirmez. Hatta daha da körükler. İki oğlunu da yanına alarak cepheden cepheye geçer. Akrabaları ve kendisi gibi olan kadınları etrafında toplayarak küçük bir çete kurar. Bu çetelerle birlikte kendi köyü ve bulunduğu noktalardaki insanların düşmanlara karşı birleşmiş olup, bulundukları yerleri korumuşlardır. Tarihçi ve yazar İlknur Bektaş, özellikle kadınların zarar gördüğü köylerde Kara Fatma’nın varlığından çokça bahsedildiğini söyler.

Eşinin ardından iki oğlunu da savaşta kaybeder, fakat yine de vatan savunmasındaki kararlılığından vazgeçmez. Anadolu kadınlarını örgütleyerek bir müfreze oluşturur. Düşmana karşı en çok nerede ve nasıl yararlı olabileceğini öğrenmek ve görev istemek için Mustafa Kemal’e ulaşmaya karar verir. Sivas’ta kongre hazırlığında olan Paşa’nın yanına İstanbul’dan Sivas’a yürüyerek gittiğine dair bilgiler bulunmaktadır (Bektaş, 2013). Bazı kaynaklarda ise İstanbul’dan Samsun’a vapurla geçip Samsun’dan Sivas’a atlı arabayla devam ettiği şeklinde geçer. Her ne kadar halk arasında kara kaşı ve gözü nedeniyle Kara Fatma denildiği sanılsa da onun Kara Fatma oluşu Atatürk ile karşılaşması sonucu gerçekleşir. ‘’Keşke bütün kadınlarımız senin gibi gözü kara olsa, Kara Fatma.’’ diyerek eline görev yerinin bulunduğu bir kâğıdı iliştirir. O günden sonra Fatma Seher Erden’e Kara Fatma olarak seslenilir. Başarıları sonucu üsteğmen rütbesi ve İstiklal madalyası verilir.

Kumanda ettiği 43 kadın ve 700 erkekten oluşan birliğiyle I. Ve II. İnönü Muharebeleri, Sakarya Muharebesi ve Dumlupınar Muharebesi'nde çarpışan Kara Fatma, Büyük Taaruz’un ilk günlerinde General Trikupis’in birliğine esir düşer. Fakat kaçarak müfrezesinin başına yeniden geçer. Bursa’nın Yunan işgalinden kurtarılmasında rol oynar. Dünyanın da dikkatini çeken Fatma Seher’in, 1923 tarihli The Times gazetesinde ‘’Orduda Savaşan Türk Kadını Teğmenliğe Yükseldi’’ başlığıyla bir röportajı yayınlanır. Savaşın ardından kendisine bağlanan maaşı, para için değil vatanı için mücadele ettiğini belirterek reddeder ve Kızılay’a bağışlar. Bununla birlikte, umutla baktığı gelecekte ise çok daha zor günlerle karşılaşır. Yeğeni ve torunları ile birlikte İstanbul’da bir Rus Manastırı'nda yaşarken gazeteci Mekki Sait Esen’e verdiği röportajı 1933 yılında gazetede yayınlanır. Bu haberin ardından İstanbul Belediye Başkanı Lütfi Kırdar, ona Kasımpaşa’da bir vakıf evi tahsis ettirir. Fakat Kara Fatma geçirdiği hastalıktan sonra Darülaceze’ye yatırılmıştır. Bu sıralarda Kars mebusu Tezer Taşkıran ve Rize mebusu Yusuf İzzet Akçal’ın 1954 tarihinde verdikleri önerge ile TBMM, Kara Fatma için aylık tahsis etmiştir. Aylığını sadece bir yıl alabilen Fatma Seher Hanım, 1955 yılında vefat ederek Kasımpaşa’daki Kulaksız Mezarlığı'na defnedilmiştir.


Ek Bilgiler

Tarihçi-yazar İlknur Bektaş, neredeyse 5 yıl süren bir araştırmanın ardından Kara Fatma biyografisini yayımlamıştır. Aynı zamanda yeri daha sonrasında kaybedilmiş olan Fatma Seher’in mezarının bir anıt mezar olarak yaptırılmasının ısrarlı takipçisi olmuştur. İlknur Bektaş’ın çabaları sonucunda Kızılay ve Genel Kurmay’ın da katkılarıyla Kasımpaşa Kulaksız Mezarlığı'na anıt mezar inşa edilmiştir. İlknur Bektaş ‘’Türk Dünyasında Kadın’’ adlı belgeseldeki konuşmalarında bu mezarın, memleketi için savaşmış, adını bilmediğimiz ve mezarı, hatta kefeni bile olmayan tüm diğer Türk kadınları için bir simge olduğunu belirtmiştir.[1]

  • Fatma Seher Erden’in mezarında kendi söylediği bir söz bulunmaktadır:

‘’Bu memleketin şarkı da garbı da benim için bir. Türkiye benim vatanım, benim toprağım. Bütün çocuklar, benim çocuklarım. Biz, çocuklar için ölmedik mi?’’



Hazırlayan: Gülce Çanka



1. [2] 2. [3]

  1. https://www.youtube.com/watch?v=6-EXqYULxDQ
  2. https://www.haberler.com/kara-fatma-kimdir-fatma-seher-erden-nereli-kara-13381980-haberi/
  3. Aktaş, A. (2020) SOSYAL YARDIMLAR BAĞLAMINDA “NENE HATUN-KARA FATMA” ANALİZİ, Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Dergisi, Sayı: 6 (2020/Kış), ss. 243-262.