Briand-Kellog Paktı

TUİÇ Sözlük sitesinden
Ersin Kopuz (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 02.23, 9 Ocak 2023 tarihli sürüm ("ABD Dışişleri Bakanı Frank Kellogg ve Fransız Dışişleri Bakanı Aristide Briand’ın isimleri ile anılan Briand-Kellog Paktı ya da Harbin Millî Si..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu)
(fark) ← Önceki hâli | Güncel sürüm (fark) | Sonraki hâli → (fark)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

ABD Dışişleri Bakanı Frank Kellogg ve Fransız Dışişleri Bakanı Aristide Briand’ın isimleri ile anılan Briand-Kellog Paktı ya da Harbin Millî Siyaset Aleti Olarak Kullanılmaması Hakkında Umumi Muahede 27 Ağustos 1928 tarihinde Paris’te imzalanmıştır[1].

Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte dünyada barış düzenini kurmak adına atılan çeşitli adımlardan biri olan Briand-Kellogg Paktı; meşru müdafaa harbini kabul etmiş, onun dışındaki harbi yasak bir fiil olarak görmüştür. Savaş yasa dışı hale gelmiş ve uluslararası politikanın aracı olmaktan çıkmıştır. Böylece uluslararası uyuşmazlıklar barışçıl yöntemlerle çözülmeye çalışılmıştır.

Tarihsel Gelişimi

Dış politikada savaşa başvurulmasını engellemek isteyen Fransa, 6 Nisan 1927 tarihinde Associated Press aracılığıyla ABD’ye seslenmiş ve ABD ile aralarındaki ilişkilerde savaşı kanun dışı bırakmak için karşılıklı taahhütte bulunmayı teklif etmiştir[2]. Bu teklife karşılık Washington, 28 Aralık 1927 tarihinde yeni bir teklif sunmuştur[3]. Teklife göre yapılacak olan savaşı kanun dışı bırakan antlaşma sadece kendi aralarında değil diğer dünya devletlerini de kapsayan çok taraflı antlaşma şeklinde olmalıydı. Fransa bu teklife karşı çekince ile yaklaşmıştır. Tekrardan sadece tecavüz harbinin yasaklanması ve antlaşmanın öncelikle ABD ve Fransa arasında gerçekleştirilip sonrasında da diğer devletlerin katılmasını istediği teklifini 5 Ocak 1928’de Washington’a bildirmiştir[4]. Daha sonra Fransa ve ABD çok taraflı antlaşma yapma konusunda fikir birliğine varmışlardır. Böylece Briand-Kellog Paktı 27 Ağustos 1928 tarihinde Paris’te kurucu devletler olan ABD, Almanya, Avustralya, Bağımsız İrlanda Cumhuriyeti, Belçika, Çekoslovakya, Fransa, Güney Afrika Birliği, Hindistan, İngiltere ve Dominyonları, İtalya, Japonya, Kanada, Polonya, Yeni Zelanda tarafından imzalanmıştır ve 24 Temmuz 1929'da yürürlüğe girmiştir. Briand-Kellog Paktı imzalanana kadar savaş egemenlik hakkı olarak görülmüş, devletlerin kendi varlığını koruma ve zorunluluk hali olarak ele alınmıştır[5]. Daha sonra Pakt, uyuşmazlık çözümü konusunda savaşa başvurulmasını kınamıştır ve devletlere barışçıl çözüm yolları kullanma yükümlülüğü getirmiştir. Böylece Birleşmiş Milletler Antlaşması yapılmadan önceki süreçte kuvvet kullanımına dair net bir sınırlama getirilmiştir ve Birleşmiş Milletler Antlaşması’na kadar Briand-Kellog Paktı kuvvet kullanma yasağı konusunda önemli bir kaynak olmuştur. Bu Pakt, savaşı yasaklamıştır fakat meşru müdafaa durumu, uluslararası zorlama tedbiri, sözleşmeye taraf devletler ile taraf olmayan devletler arasında oluşabilecek muhtemel savaş durumu ve sözleşmeye aykırı hareket etme hallerinde savaş yine mümkün ve meşru sayılmıştır[6].

Türkiye’nin Briand-Kellog Paktı’na Bakışı

Yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti yayılmacı devlet politikalarından rahatsızlık duyuyordu. Güvenlik politikalarına önem veriyor ve uluslararası barışı destekliyordu. Bu bağlamda Briand-Kellog Paktı’nı desteklemiştir. Dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Bey, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Joseph Grew ile 10 Nisan 1928 tarihinde görüşmüş ve Pakta kurucu üye olarak katılmak istediklerini dile getirmiştir[7]. Bunun üzerine Grew, Washington’a başvurmuş fakat reddedilmiştir. Paktın imzalanmasına kısa bir süre kala Grew Türkiye’nin Pakta dahil edilmesiyle ülkenin Sovyetler Birliği’nden uzaklaşacağı ve ABD’nin Türkiye üzerindeki saygınlığının artacağı gerekçesiyle inisiyatif kullanarak Washington’a tekrar başvurmuştur ve ikinci kez reddedilmiştir. Bundan günler sonra 27 Ağustos 1928 tarihinde Paktın 3. maddesine bağlı olarak Türkiye’nin de içinde yer aldığı elliye yakın devletin pakta katılmaya davet edilmesi için girişimlerde bulunulmuştur[8].

Gazi Mustafa Kemal, TBMM’deki 1 Kasım 1928 tarihli konuşmasında Briand-Kellogg Paktı’na katılmanın Türkiye’nin ulusal çıkarlarına uygun düştüğünü özetle şu şekilde ifade etmiştir:

“Dış politikada dürüstlük ve ülke güvenliğimize önem verme hareketlerimize kılavuz olmaktadır. Önemli reform ve gelişmeler içinde bulunan bir ülkenin hem kendisinde hem de çevresinde barış ve huzuru gerçek olarak arzu etmesinden daha kolay açıklanabilecek bir konu olamaz. Bu samimi arzudan esinlenmiş olan dış politikamız ülkenin korunması, vatandaşın haklarının herhangi bir saldırıya karşı savunulması konuları, önem verdiğimiz noktalardır. Cumhuriyet Hükümeti, milletler arasında güvenlik antlaşmalarının imzalanması için özel gayret göstermektedir. Türkiye’ye önerilen Kellogg Anlaşması’na katılmak için de samimiyetle uygun görüş bildirilmiştir.[9]

Böylece 19 Ocak 1929 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlenen oturumda yapılan oylama neticesinde 1384 nolu “Devletler Arasında Harbin Millî Siyaset Aleti Olarak İstimalinden Feragati Muntazamın Muahedeye Türkiye Cumhuriyeti’nin İştiraki Hakkında Kanun” 204 oy ile kabul edilmiş ve Türkiye Briand-Kellog Paktı’nın tarafı olmuştur[10]. Kanun 5 Şubat 1929 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Sovyetler Birliği’nin Briand-Kellog Paktı’na Bakışı

O dönemde Sovyetler Birliği, ABD ve İngiltere ile diplomatik bir ilişki kurmamıştı, bu sebeple kurucu ve taraftar devletler listesinde yer almamıştır. Bu konuda Sovyet Dışişlerinden sorumlu Halk Komiseri Litvinoff, bu uluslararası girişimden Sovyetler Birliği’nin kasıtlı olarak dışlandığını ve Sovyetler Birliği’ne karşı mücadele ve eylem tezgahlandığını söylemiştir. Daha sonra Fransa, ara buluculuk görevi üstlenmiştir ve Sovyetler Birliği 31 Ağustos 1928 tarihinde Pakta katılmayı kabul etmiştir.

Briand-Kellog Paktı, Sovyetler Birliği-ABD bloklaşmasının temelidir. Sovyetler Birliği bloka karşı Litvinov Sözleşmesi ile kendi grubunu kurmuştur. Litvinov Sözleşmesi Varşova Paktı’nın, Briand-Kellog Paktı da NATO’nun temeli sayılmaktadır.


Hazırlayan: o-staj Uluslararası Hukuk Çalışmaları Stajyeri Yağmur ÖZTEKİN

Kaynakça

  1. Armaoğlu, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi 1914-1995
  2. “Says Peace Is Goal of Both Nations, but Approached by Different Roads”, The New York Times, 6 Nisan 1927.
  3. United States Department of State, Papers Relating to the Foreign Relations of the United States, (FRUS), 1927, II, Washington, Government Printing Office, 1927.
  4. United States Department of State, Papers Relating to the Foreign Relations of the United States, (FRUS), 1927, II, Washington, Government Printing Office, 1927.
  5. Sertaç Başeren, Uluslararası Hukukta Devletlerin Münferiden Kuvvet Kullanmalarının Sınırları, Ankara: Ankara Üniversitesi Basım Evi, 2003, s. 22.
  6. Hüseyin Pazarcı, Uluslararası Hukuk Dersleri, II.Kitap, Gözden Geçirilmiş 5.Baskı, Ankara: Turhan Kitabevi, 1998, s. 262.
  7. United States Department of State, Papers Relating to the Foreign Relations of the United States, 1928, III, Washington, Government Printing Office, 1943.
  8. United States Department of State, Papers Relating to the Foreign Relations of the United States,(FRUS), 1928.
  9. T.B.M.M. Zabıt Ceridesi, Devre: III, İçtima Senesi: II, Cilt 5, Birinci İnikat, 1 Teşrinisani 1928.
  10. T.B.M.M. Zabıt Ceridesi, Devre: III, İçtima Senesi: II, Cilt VII, Yirmi Yedinci İnikat, s.59; Resmi Gazete.