Güç

TUİÇ Sözlük sitesinden
Gülinsenaesen (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 04.22, 25 Ocak 2021 tarihli sürüm
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Güç kavramı, uluslararası ilişkiler dersleri ve dış politika analizlerinin en önemli kavramlarından birisidir. Genellikle Realizmin temel unsuru olan güç kavramı, İdealizm için de önemli bir yere sahiptir. İdealistler, güç mücadelesinin sadece askeri müdahale ile değil aynı zamanda ekonomik yaptırımlarla olabileceğinide savunur. Fakat, Marksizm ve Feminizm gibi teorilerinde oldukça önem verdiği güç kavramının uluslararası literatürde net bir tanımı yoktur. Güç kavramı, birkaç farklı şekilde tanımlanabilir. Robert A. Dahl tarafından güç kavramı, “A aktörünün B aktörü üzerinde sahip olduğu ve B’nin aksi takdirde yapmayacağı bir şeyi, B’ye yaptırmasına yarayan unsur” olarak tanımlanmıştır. Öte yandan, Josep Nye ise, "İstediğiniz sonuçları elde etmek için başkalarının davranışlarını etkileme yeteneğidir." diye tanımlamıştır.


Güç Kavramının Tanımı

Güç kavramı, Uluslararası İlişkiler disiplininin en önemli ve en temel kavramlarından biri olmasına rağmen net bir tanımı yoktur. Bu yüzden gücün ne veya nasıl olması gerektiği ile ilgili birçok farklı fikir vardır. Örneğin Hans Morgenthau gücü; "Güç; hem ilişki türü, hem uluslararası politikanın en temel amacı, hem de amacın gerçekleştirilmesi için bir araçtır." diye tanımlamaktadır. Kalevi J. Holsti ise gücü; "Bir ülkenin ödül, ikna ve zorlama gibi yöntemlerle karşı tarafın çıkarlarını etkileme ve yönlendirebilme kapasitesidir." olarak tanımlamıştır. Öte yandan, Kenneth N. Waltz ise "Karşılıklı bağımlılığa dayalı bir uluslararası sistemde diğer aktörlerden bağımsız karar alabilme ve onların kararlarından en az etkilenme kapasitesidir." diyerek gücü tanımlamıştır. Tüm bu tanımları birleştirecek olursak güç; A devletinin B devletine istediğini yaptırmaya zorlaması, ikna etmesi veya caydırmasıdır. “Güçlü olan zayıf olanı yener” veya “büyük balık küçük balığı yer” sözleri ile de pekiştirilen güç kavramı aynı zamanda yaşanan dönem, aktörlerin kim olduğu veya olayların ne olduğuna göre de değişiklik gösterebilir.

Morgenthau ve Güç

Morgenthau güç kavramını Politik Güç ve Milli Güç olmak üzere iki başlıkta incelemiştir. Milli gücü Morgenthau dokuz başlık altında ele almıştır; Coğrafya, Doğal Kaynaklar, Ekonomik Kapasite, Askeri Hazırlık, Nüfus, Milli Karakter, Milli Maneviyat, Diplomasinin Kalitesi ve Hükümetin Kalitesidir.

Coğrafya: Ülkenin yüzölçümü, iklimi, bulunduğu konumu, sınırları, coğrafi özellikleri veya ada ülkesi olması gibi özellikler bu kategoriye girmektedir. Türkiye'nin hem Avrupa, hem de Asya ülkesi olması, 3 ve çok fazla ülke ile komşu olması Türkiye'ye hem avantaj hem dezavantaj sağlamaktadır. Mesela, İngiltere’nin Avrupa kıtasına karadan direkt bağlantısının olmaması, saldırılara karşı kendini koruyabilmesinde en önemli faktörlerden biri olarak gösterilmiştir. Öte yandan coğrafyanın kimi durumlarda da tehdit unsuru olabileceğini vurgulayan Morgenthau, Polonya ve Doğu Almanya sınırlarına dayanan SSCB’yi örnek vermiştir. Ne yüksek dağların ne de diğer coğrafi unsurların, SSCB’yi batısındaki komşularının topraklarından ayıramadığını söylemiştir. Dolayısıyla coğrafya, bir ülkenin milli gücü açısından kimi durumlarda avantaj, kimi durumlarda ise dezavantaj olabilmektedir.

Doğal Kaynaklar: Ülkenin sahip olduğu topraklarının verimliliği, madenleri, petrole sahip olup olmaması veya tarıma el verişli olup olmaması gibi sebepler bu kategoriye aittir. Örneğin, A ülkesi tarıma elverişli, hayvancılığın ve balıkçılığın olduğu bir ülke ise, bu ülke kendi kendine yetebilen bir ülkedir. Bu sebeple dışa bağımlılığıda olmaz. Ayrıca Morgenthau, petrolün gerek sanayi gerekse savaş için kilit bir kaynak olduğunu vurgulamıştır. Bu noktada Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransız Dışişleri Bakanı olan Clemenceau’nun şu sözüne yer vermiştir: “Petrolün bir damlası, askerlerimizin bir damla kanına değer.”

Ekonomik Kapasite: Burada en önemli nokta hammadde zenginliğidir. Fakat, bir ülke sahip olduğu hammaddelere rağmen bu hammaddeleri işleyemiyor veya işlenmesine izin verilmiyorsa o ülke güçlü bir ülke olmaktan çıkmaktadır.

Askeri Hazırlık: Sert gücün en önemli unsurlarından biri olan askeri hazırlık, bir devletin en önemli güç unsurlarından biridir. Her ne kadar uluslararası arenada en son tercih edilen seçenek savaşmak olsa da bir devletin sahip olduğu askeri güç ve teknoloji, o devleti diğer devletlere karşı güçlü ve yenilmez bir devlet yapmaktadır.

Nüfus: Ülkenin nüfusu, nüfusun kalitesi (eğitim seviyesi gibi.), popülasyonu kontrol edebilme gibi sebepler bu kategoriye girmektedir. Fakat, bir ülkenin nüfusunun fazla olması o ülkenin güçlü bir ülke olduğunu kanıtlamaz. Hatta bazen nüfusu çok az ülkelerin güçlü ülkeler arasında olduğu da gözlemlenmiştir. Her ne kadar nüfus bazı yönlerde, ülke için avantaj sağlasa da, nüfusun kontrol edilemediği ve etkin olarak kullanılamadığı bir durumda kalabalık nüfus ülkeye zarar bile verebilir.

Milli Karakter ve Manevi Değerler: Daha çok milli gücün nitel ve insanî unsurları arasında yer alır. Bu unsurların, direkt olarak ölçülebilir olmaması milli güce soyut nitelik kazandırır.

Diplomasinin ve Hükümetin Kalitesi: Morgenthau, savaşın kazanılması için gereken stratejinin anlamını barış zamanında diplomasinin verdiğini beyan etmiştir. Hükümetin kalitesini ise Morgenthau "İyi bir hükümetin temel olarak yerine getirmesi gereken koşullardan biri, kendine kazanç sağlayabilecek dış politika araç ve yöntemlerini seçmek olmalıdır." demiştir.

Sert Güç, Yumuşak Güç ve Akıllı Güç

Gücü, Sert Güç (Hard Power) , Yumuşak Güç (Soft Power) ve Akıllı Güç (Smart Power) olmak üzere üçe ayırabiliriz. Joseph Nye'nın literatüre kazandırdığı yumuşak güç kavramı “Bir devletin, diğer bir devlet üzerinde güç veya zor kullanmadan, bu devlete istediğini yaptırabilme gücü.” olarak açıklanmaktadır. Sert güç ise, bir devletin askeri veya ekonomik gücünü kullanarak başka bir devletin davranışları üzerinde değişiklik yapabilme gücüne denilmektedir. Joseph Nye’a göre bir devlet uluslararası arenada başarılı ve süper güç olabilmek için hem Sert güce hem de Yumuşak güce ihtiyaç duymalı ve bu iki güç arasındaki dengeyi sağlamalıdır. Sert güç ve yumuşak güç kavramlarının birleşimi olan akıllı güç kavramı ise “zorlama yöntemini kullanan sert güç ile ikna ve çekimden ibaret olan yumuşak gücün kombinasyonu” olarak tanımlanmaktadır.

Gücün Dağılımı(Distribution of Power)

Uluslararası sistemde birçok farklı güç ilişkileri dağılımı vardır. Bunlar;

Hegemon Güç (Unipolarity): Hegemonik sistem, uluslararası sistemde tek bir baskın gücün olduğu sistemdir. Günümüzün hegemon gücü ABD olarak görülürken, en büyük rakibi olarak ise Çin görülmektedir.

Bipolarite (Bipolarity): Bipolarite, uluslararası arenada iki baskın veya iki süper gücün olduğu uluslararası bir sistemdir. Soğuk Savaş sırasında Amerika Birleşik Devletleri ve Sovyetler Birliği'ni iki süper güç olarak tanımlayabiliriz.

Çok kutupluluk (Multipolarity): Çok kutupluluk, ikiden fazla baskın gücün bulunduğu uluslararası bir sistemdir. Birinci Dünya Savaşı, II. Dünya Savaşı, Otuz Yıl Savaşı, Savaşan Devletler dönemi, Üç Krallık dönemi ve Song hanedanı / Liao hanedanı / Jin hanedanı / Yuan hanedanı arasındaki üçlü bölünme, savaş zamanı çok kutupluluğunun örnekleridir.

Güç Kategorileri

Güç geçişi teorisi (Power Transition Theory) uluslararası sistemin hiyerarşik olduğunu savunur. Bu hiyerarşi bir piramit şeklinde sembolize edilebilmektedir. Piramide baktığımızda en tepede Dominant veya Süper Güç ve sırasıyla Büyük Güç, Orta Güç ve Küçük Güçler bulunmaktadır. ABD şu an için dominant gücü temsil ederken, büyük güçler arasında Çin, Rusya, Almanya ve Japonya yer almaktadır. Büyük güçlerin hemen altında ise orta güçler yani Brezilya ve Hindistan gibi güçler bulunmaktadır. En alt basamakta yer alan ülkeler ise küçük güç ülkeleri olan gelişmemiş ülkeleri kapsamaktadır. Uluslararası sistem piramit şeklinde olduğu için en alt kısım olan süper güç ülkeleri sayıca en geniş grubu oluşturmaktadır.


Hazırlayan: Gülin Sena Esen