"Nükleer Silah" sayfasının sürümleri arasındaki fark

TUİÇ Sözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
(" Nükleer enerji, madde atomlarının parçalanması(FİSYON) ya da iki ayrı atomun birleştirilmesi (FÜSYON) yollarıyla açığa çıkan enerjiyi ifade e..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu)
 
 
3. satır: 3. satır:
 
Nükleer enerji, madde atomlarının parçalanması(FİSYON) ya da iki ayrı atomun birleştirilmesi (FÜSYON) yollarıyla açığa çıkan enerjiyi ifade etmektedir. Bu enerjiden faydalanma çalışmaları sürecinde ise silah olarak kullanılabileceği görülmüş ve bu şekilde savaş teknolojisinde bir yeniliği getirmiştir. Klasik silahlardan daha farklı olarak büyük bir alanda, aynı anda bir çok etki yapabilmektedir. Ayrıca radyolojik etkileri de ölüm ve hastalık saçmaktadır <ref> NÜKLEER SİLAHLAR. http://www.kgm.gov.tr/SiteCollectionDocuments/KGMdocuments/Baskanliklar/BaskanliklarSavunmaUzmanligi/nukleer.pdf Erişim Tarihi: 15.02.2018 </ref>.
 
Nükleer enerji, madde atomlarının parçalanması(FİSYON) ya da iki ayrı atomun birleştirilmesi (FÜSYON) yollarıyla açığa çıkan enerjiyi ifade etmektedir. Bu enerjiden faydalanma çalışmaları sürecinde ise silah olarak kullanılabileceği görülmüş ve bu şekilde savaş teknolojisinde bir yeniliği getirmiştir. Klasik silahlardan daha farklı olarak büyük bir alanda, aynı anda bir çok etki yapabilmektedir. Ayrıca radyolojik etkileri de ölüm ve hastalık saçmaktadır <ref> NÜKLEER SİLAHLAR. http://www.kgm.gov.tr/SiteCollectionDocuments/KGMdocuments/Baskanliklar/BaskanliklarSavunmaUzmanligi/nukleer.pdf Erişim Tarihi: 15.02.2018 </ref>.
  
 +
 +
Bu şekilde bir nükleer silah elde etme ilk olarak ABD tarafından başarılmış ve İkinci Dünya Savaşı'nı takiben ise ABD bu silahını kullanma yoluna girmiştir. Soğuk Savaş döneminin başlaması ve ABD- Sovyetler Birliği güç mücadelesi sonucunda Sovyetler de kısa sürede nükleer silah elde etmiştir. Nükleer silahların bu şekilde hızlı yayılması ise Uluslararası İlişkiler literatürünün konuyu farklı şekillerde ele almasını neden olmuştur. Örneğin K. Waltz [[realizm]]/ [[neorealizm]] bakış açısı ile nükleer silahların caydırcı olduğunu savunmuştur. Bu argümanını, Hindistan ve Pakistan incelemesi ile örneklemiş ve Asya'da bile caydırıcılığın işe yaraması sayesinde istikrar sağlandığını ifade etmiştir. Waltz’a göre bu silahlar oldukça güçlüdür ve [[MAD ilkesi]]nin uygulanmasının önünü açar. Bu ise nükleer savaşın kazananı olmayacağı sonucuna ulaştırmaktadır. Waltz'a göre bu caydırıcılığı  en güzel örneği ise yıllarca savaşmayan ABD ve Sovyetler arasında görülmüştür <ref> Waltz, K. (1981). The Spread of Nuclear Weapons: More May Better. International Institute for Strategic Studies, Adelphi Papers, 171 </ref>. Ancak buna karşıt olarak ise Scott Sagan ise Soğuk Savaş'taki gibi büyük ülkelerin her zaman bu silahları iyi yönetemeyeceğin, en ufak bir kötü yönetimde kaçınılmaz istikrarsızlıklar doğacağını, nükleer silah yönetimde iktidardaki rejimin sivil veya askeri olmasının önem arz edeceğini ve sivil demokratik ülkede kötü yönetimin olabileceğini savunmaktadır. Soğuk Savaş argümanına karşılık ise bu iki ülkenin ideolojik savaşı olduğunu kabul ettiğini ancak uzaklık, tarihsel düşmanlık gibi bir çok etken nedeniyle caydırıcılık mekanizmasının çalıştığını belirtmektedir. Yani nükleer silahın tek başına caydırcılık yaratıp istikrar getirdiğine karşı çıkmaktadır <ref> Sagan, S. (2001). The Perils of Proliferation in South Asia, 41(6). </ref>.
  
 
{{Kaynakça}}
 
{{Kaynakça}}

16.00, 15 Mart 2018 itibarı ile sayfanın şu anki hâli


Nükleer enerji, madde atomlarının parçalanması(FİSYON) ya da iki ayrı atomun birleştirilmesi (FÜSYON) yollarıyla açığa çıkan enerjiyi ifade etmektedir. Bu enerjiden faydalanma çalışmaları sürecinde ise silah olarak kullanılabileceği görülmüş ve bu şekilde savaş teknolojisinde bir yeniliği getirmiştir. Klasik silahlardan daha farklı olarak büyük bir alanda, aynı anda bir çok etki yapabilmektedir. Ayrıca radyolojik etkileri de ölüm ve hastalık saçmaktadır [1].


Bu şekilde bir nükleer silah elde etme ilk olarak ABD tarafından başarılmış ve İkinci Dünya Savaşı'nı takiben ise ABD bu silahını kullanma yoluna girmiştir. Soğuk Savaş döneminin başlaması ve ABD- Sovyetler Birliği güç mücadelesi sonucunda Sovyetler de kısa sürede nükleer silah elde etmiştir. Nükleer silahların bu şekilde hızlı yayılması ise Uluslararası İlişkiler literatürünün konuyu farklı şekillerde ele almasını neden olmuştur. Örneğin K. Waltz realizm/ neorealizm bakış açısı ile nükleer silahların caydırcı olduğunu savunmuştur. Bu argümanını, Hindistan ve Pakistan incelemesi ile örneklemiş ve Asya'da bile caydırıcılığın işe yaraması sayesinde istikrar sağlandığını ifade etmiştir. Waltz’a göre bu silahlar oldukça güçlüdür ve MAD ilkesinin uygulanmasının önünü açar. Bu ise nükleer savaşın kazananı olmayacağı sonucuna ulaştırmaktadır. Waltz'a göre bu caydırıcılığı en güzel örneği ise yıllarca savaşmayan ABD ve Sovyetler arasında görülmüştür [2]. Ancak buna karşıt olarak ise Scott Sagan ise Soğuk Savaş'taki gibi büyük ülkelerin her zaman bu silahları iyi yönetemeyeceğin, en ufak bir kötü yönetimde kaçınılmaz istikrarsızlıklar doğacağını, nükleer silah yönetimde iktidardaki rejimin sivil veya askeri olmasının önem arz edeceğini ve sivil demokratik ülkede kötü yönetimin olabileceğini savunmaktadır. Soğuk Savaş argümanına karşılık ise bu iki ülkenin ideolojik savaşı olduğunu kabul ettiğini ancak uzaklık, tarihsel düşmanlık gibi bir çok etken nedeniyle caydırıcılık mekanizmasının çalıştığını belirtmektedir. Yani nükleer silahın tek başına caydırcılık yaratıp istikrar getirdiğine karşı çıkmaktadır [3].


  1. NÜKLEER SİLAHLAR. http://www.kgm.gov.tr/SiteCollectionDocuments/KGMdocuments/Baskanliklar/BaskanliklarSavunmaUzmanligi/nukleer.pdf Erişim Tarihi: 15.02.2018
  2. Waltz, K. (1981). The Spread of Nuclear Weapons: More May Better. International Institute for Strategic Studies, Adelphi Papers, 171
  3. Sagan, S. (2001). The Perils of Proliferation in South Asia, 41(6).