Libya

TUİÇ Sözlük sitesinden
Sundusadas (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 03.21, 9 Mart 2018 tarihli sürüm ("Libya,(Arapça: ليبيا Lībiyā), Akdeniz kıyısında, doğusunda Mısır, batısında Cezayir ve Tunus, güneyinde Nijer ve Çad, güneydoğusunda Sudan..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu)
(fark) ← Önceki hâli | Güncel sürüm (fark) | Sonraki hâli → (fark)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Libya,(Arapça: ليبيا Lībiyā), Akdeniz kıyısında, doğusunda Mısır, batısında Cezayir ve Tunus, güneyinde Nijer ve Çad, güneydoğusunda Sudan ile komşu olan bir Kuzey Afrika ülkesidir.

LİBYA TARİHİNİN ANAHATLARI

Antik Dönem

Batıda yer alan Trablus, bölgeye ticarî amaçla gelen Fenikeliler tarafından kurulmuş ve bölge M.Ö. V. yüzyılda Kartaca’ya bağlanmıştır. Bingazi ise M.Ö. 630 yılında bölgeye gelen Yunanlılar tarafından kurulan antik Siren şehrinin kurulmasıyla ortaya çıkmıştır . [1]

Tarih içinde ülkenin doğusu Mısır ile, batısı ise Tunus ile ilişkideydi. M.Ö. 146’da Romalılar Kartaca’yı yıkarak tüm Kuzey Afrika’yı ele geçirdiler. İzleyen yüzyıllarda bölge önemli gelişmeler yaşadıysa da uzun süren Berberî saldırılarıyla zayıflayarak 430’da Vandallar’ın işgaline uğradı; ülkenin fakirleşmesi Bizanslıların işgalini ve hâkimiyetini kolaylaştırdı

İslâmî Dönem

Hz. Ömer devrinde ‘Amr b. ‘As komutasında Mısır’ı fetheden İslâm ordusu

(642) Libya ve Tunus’taki Bizans hâkimiyetine son vermek üzere bölgeye yöneldi ve önce (Berka) Sirenaika ele geçirilerek Levate kabilesi cizye karşılığı yerinde bırakıldı, Müslümanların Trablus’a saldırıları durmadı, nihayet 647’de Bizanslılar yenildi.

Bu tarihten sonra çeşitli olaylar neticesin de Libya birçok kez el değiştirdi. Ta ki 16. YY başlarında İspanyollar, Endülüs’teki Müslüman şehirlerini birer birer ele geçirdikleri gibi güçlerini Kuzey Afrika’ya yöneltene dek, buradaki şehirleri de zapt etmeye başladılar. V. Ferdinand’ın gönderdiği ordu tarafından 1510’da Trablus Hafsîlerden alınarak halkın bir kısmı kılıçtan geçirilip kalanları da şehir merkezinden uzaklaştırıldı. Şarlken zamanında halkın şartlı olarak şehre dönmesine izin verildiyse de 1534’te Barbaros Hayreddin Paşa tarafından buraların ele geçirilmesine engel olamadılar. Yine de Şarlken şehre tekrar saldırıp geri alarak Hıristiyan din adamlarına devretti. 1551’de şehir Turgut Reis ve Kaptanıderya Sinan Paşa tarafından alınıp Osmanlı Devletinin topraklarına katıldı.

Osmanlı Dönemi

Osmanlılar’ın Kuzey Afrika’ya ilgileri XV. yüzyılda başladı. Ama İspanyol işgalinden kurtarılmaları için Trablusgarplılar ilk defa 1510’da, ikinci defa da 1519’da İstanbul’a bir heyet göndererek yardım istediler. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Libya 15 Ağustos 1551’de ele geçirildi.

1911 Ağustos ayında İtalya’nın, Trablusgarp ve Bingazi üzerindeki niyetleri Avrupa basınına sızdığı halde İstanbul bu durumu kabul etmemişti. İtalya’nın kötü niyetini bilmekle beraber İstanbul böyle bir şeye ihtimal vermiyordu. Yine de Derne adlı bir yük gemisine yüklenen yirmi beş bin mavzer, işgalden sadece üç gün önce limana boşaltılmıştı. Birinci Dünya Savaşı bittiğinde İtalya, çok kan dökmesine rağmen Libya’nın ancak sahil kesimlerinde tam anlamıyla hâkim durumdadır ve toplam 80.000 askeri vardır. 1922 Ekiminde Mussolini’nin iktidara geçişiyle birlikte İtalyanların Libya’ya karşı tutumları daha sertleşmiştir.

İkinci Dünya Savaşı yıllarına gelindiğinde (1940), Habeşistan’ın tamamıyla İtalya’nın elinde olmasının işi ağırlaştırması sebebiyle, Libya’nın coğrafî ve stratejik durumu çok önemli bir rol oynamıştır. Savaş öncesinde İtalya’nın Habeşistan’da yüz otuz bin, Libya’da ise yüz altmış bin kişilik hazır kuvveti bulunuyordu. İngilizlerin Arap ve Mısırlı halk arasında savaşacak yüz bin kişilik bir ordusu vardı. Ancak İtalya’nın bu güçle orantılı bir cesareti gösterememesi ve İngilizlerin Habeşistan’daki yurtseverleri de iyi örgütlemesi başta olmak üzere -burada ayrıntısına giremeyeceğimiz- birçok sebepten dolayı İngilizler Libya’nın bazı bölgelerine Fransızlar da Fizan istikametine doğru harekete geçerek Libya’yı ele geçirmeye başlamışlardır. 1943’te Seyyid İdris es-Senûsî Bingazi’ye halkın coşkun gösterileri arasında girmiştir.  

1949’da İngilizlerin davetiyle bir Anayasa hazırlanmıştır. Sivil İtalyan kolonisinin ülkeden tamamen çekilmesi 1950 yılına kadar devam etmiştir. 1950’de Birleşmiş Milletler Libya’nın müstakil bir devlet olarak teşkilatlandırılması kararını almış, 7 Ekim 1951’de Libya Birleşik Krallığı’nın anayasası kabul edilmiş, 27 Kasım 1951’de de Birleşmiş Milletler Libya’nın bağımsızlığını ilân etmiştir.

Krallık Dönemi

27 Kasım 1951 Libya bağımsız olmuş ve bu tarihten sonra dünya ile entegre olmaya başlamıştır. 1953 ve 1954’ de sırasıyla İngiltere ve ABD ile savunma anlaşmaları imzalamıştır. Yine 1953’de İtalya büyükelçilik açmıştır. Türkiye büyükelçiliğini biraz gecikmeyle de olsa Ekim 1953’te açar ve ilişkileri başlatır. Arap Birliği’ne de üye olması dolayısıyla komşusu Mısır ile iyi ve yoğun ilişkiler kurulur. Mısır’ın, özellikle Cemâl Abdülnasır’ın başını çektiği Arap milliyetçiliği, komşu Libya’da kısa zamanda etkisini gösterir ve Libyalılar Nâsır’dan etkilenirler.1959’da zengin petrol yataklarının bulunması ülkede önemli ekonomik ve toplumsal değişikliklere yol açar. Ayrıca o zamana kadar Libya’yı pek önemsemeyen Arap Birliği de daha dikkatli davranır. Toplumsal refah arttıkça ve savaş ve sıkıntılı dönemleri yaşamış olan nesiller ortaya çıktıkça, Nâsır ve onun başını çektiği Arap milliyetçiliği, toplumu daha çok etkilemeye başlar. Filistin’de Yahudiler karşısında alınan yenilgilere sessiz ve hareketsiz kalan yönetime tepkiler artmaya başlar. İngiltere ve Amerika ile yapılan anlaşmaların ihanet belgesi olduğunu söyleyen Nâsır Libya yönetimi aleyhine etkin bir propaganda kampanyası yürütür. Buna tepki olarak, Libya, Fas, Tunus ve Cezayir gibi Batı sempatizanı olan Arap devletlerine yönelir. Amerika ve İngiltere de bu yönelişi onaylar. 1967 Arap-İsrail Savaşı sonrasın da Nasır Libya da ki üslerden İsrail’e yardım yapıldığını söyler. Buna benzer bir çok tutum halkın yönetime tepki göstermesine, öğrenci hareketlerine ve yerel çatışmalara yol açar. Bu arada ordu içinde örgütlenmiş olan Özgür Subaylar Hareketi’ne mensup asker ve subaylar da yönetimin tutumundan rahatsız olmuşlardır. Kral, Mısır-İsrail savaşına gizlice katılan subayları görevden alır, Başbakan Halim’i değiştirir ama, olayların önünü alamaz. En nihayetin de Kralın Türkiye’de olduğu 31 Ağustos/1 Eylül 1969 gecesi genç subaylar kansız bir darbe ile yönetimi ele geçirir. Konumuzdan anlaşılacağı üzere bu hareketin lideri Üsteğmen Mu‘ammer el-Kaddâfî’dir.Sosyalist cumhuriyeti kurdular Muammer Kaddafi devlet başkanlığına getirildi.


LİBYA DEMOGRAFİSİ

Etnik Yapı

Bütün nüfusun %90'ı, ülke topraklarının sadece %10'unda yaşamaktadır. Ülke toplam nüfusunun %88'i şehirde yaşamaktadır ve çoğunluğu üç büyük şehir olan Trablus, Bingazi ve el-Beyda'da bulunmaktadır. 6,5 milyon civarındaki Libya nüfusunun yaklaşık yarısı '15 yaşından' küçüktür. 1984 yılında dünya çapındaki en büyük nüfus artış hızına ulaşan Libya'da, yıllık doğum oranı %4 olarak tespit edilmişti. 1984'de 3,6 milyon olan ülke nüfusu 1964'de 1,54 milyondu. Libya halkının etnik unsurlarını öncelikle; Araplaşmış Berberiler, Türkler, saf Arap ve çöl kabilelerinden oluşan Bedeviler ile Tuaregler oluşturmaktadır.Ayrıca az sayıda Sahara altı siyahlarından olan Sahiller ile Tobular da mevcuttur. Ayrıca ülke çok sayıda Orta Afrika'dan göçmen barındırmakta ve ayrıca çok sayıda Mısırlı göçmenler ülkede yaşamaktadır.2011'de tahminlere göre 60.000 Bangladeşli, 30.000 Çinli, 30.000 Filipinli Libya'da çalışmaktadır.Libya'da yaşayan Türk vatandaşlarının sayısı yaklaşık olarak 25.000'dir, fakat ataları Türk olanların sayısı 80.000'dir. Libya'nın resmi dili Arapça olduğu gibi halk arasından da %80'in üzerinde bir oranla Arapça; Arapça'nın ağız ve lehçeleri konuşulmaktadır. Ülkenin geriye kalanı olan %20'si ise Berberi Dili olan Tamazight dilini konuşmaktadır.İngilizce ve İtalyanca büyük şehirlerde konuşulmaktaysa da, İtalyan esaretini yaşamış yaşlıların büyük çoğunluğu İtalyanca bilmektedir.

Toplumsal Yapı/Kabilecilik

Toplum kabileler olarak bölünmüştür. Kabilenin her bir ferdi birbirine bağlıdır. Yaklaşık 140 kadar kabileden söz edilebilir. Kaddafi yönetiminde Warfalla, Magariha, Avagir, Abaidat, el-Mujabra, Farjan kabileleri etkili olmuştur. Kabile bağları toplumsal ve siyasal ilişkilerin temel belirleyici unsurudur. Herhangi bir kabilede yönetimle işbirliği yapmama ya da isyan kararı alındığında, bu iktidardaki kabilenin durumunu da yakından ilgilendiren sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim isyan sırasında Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı gibi üst düzey siyasilerin istifa etmelerinin nedeni, bağlı oldukları kabilelerin isyan hareketine katılmalarıdır . Kabileciliğin ön plana geçtiği ülkede ulusinşası (nationbuilding) ve modern anlamda devlet oluşumu (stateformation) büyük ölçüde kâğıt üstünde kalmıştır.

Kaddafi iktidarı döneminde 25 ile 30 arası kabile, siyasal alanda etkili bir rol oynamışlardır. Bunlardan yaklaşık 10 kabile ise kilit konumlarda yer almışlardır. Kabilelerin bazıları sayısal olarak birkaç bölgede temsil edilmektedirler.[2]


  1. CEVİZ,Nurettin (2011) Libya Tarihine Kısa Bakış, ORSAM, Ankara, c.3 s.79
  2. YILMAZ,Muzaffer.(2012) Kaddafi Sonrası Libya’da Siyasal Dönüşüm, s.5 http://www.akademikortadogu.com/belge/ortadogu13makale/muzaffer_ercan_yilmaz.pdf adresinden 08.03.2018 tarihinde erişilmiştir.