Batı Avrupa Birliği

TUİÇ Sözlük sitesinden
Sundusadas (mesaj | katkılar) tarafından oluşturulmuş 03.21, 26 Şubat 2018 tarihli sürüm ("'''Batı Avrupa Birliği''' ya da kısaca BAB yarı etkin bir Avrupa güvenlik ve savunma örgütüdür.Birliğin merkezi Londra'dadır. <ref> http://www.nedi..." içeriğiyle yeni sayfa oluşturdu)
(fark) ← Önceki hâli | Güncel sürüm (fark) | Sonraki hâli → (fark)
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla

Batı Avrupa Birliği ya da kısaca BAB yarı etkin bir Avrupa güvenlik ve savunma örgütüdür.Birliğin merkezi Londra'dadır. [1]

Avrupa kıtasının güvenliğinin sağlanması konusundaki çalışmalar, Avrupa Topluluklarının kurulmasından daha önce başlamıştır. AB'nin NATO harici güvenlik çalışmalarının başlangıç noktasını teşkil eden Batı Avrupa Birliği'nin kuruluşu, 17 Mart 1948'deki İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg'un bir araya gelmesiyle imzalanan Brüksel Ekonomik, Sosyal ve Kültürel İşbirliği ve Ortak Savunma Antlaşması'na dayanmaktadır. Sovyet tehdidine karşı kurulan oluşum, 50 yıllık bir süreyi kapsamakta; askeri, ekonomik ve sosyal alanda çok boyutlu bir işbirliğini içermekteydi. Bununla birlikte, Avrupa güvenliğini sağlamaya yönelik çabalar BAB ile sınırlı değildir. Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg 1952'de, kurucu devletlerin ulusal ordularının üzerinde bir Avrupa savunma gücü yaratmayı hedefleyen Avrupa Savunma Topluluğu (European Defence Community) Antlaşması'nı imzalamış, ancak bu antlaşma Fransız Ulusal Meclisi'nin 1954 tarihli vetosu sonucu hayata geçirilememiştir.

1961 yılında Fransa'nın Devlet ve Hükümet Başkanlarından oluşan ve Ortak Güvenlik ve Dış Politika konusunda yetkili bir organın kurulmasını öneren Fouchet Planı ise Almanya dışında diğer hiçbir ülkeden olumlu tepki alamamış, bunun sonucunda da Dış Politika ve Savunma konularında yalnızca Fransız-Alman işbirliğini öngören 22 Ocak 1963 tarihli Elysée Antlaşması imzalanabilmiştir. Bu antlaşma, Fouchet Planı'nın tersine ortak bir organ öngörmemekte; yalnızca düzenli olarak yılda iki kez Devlet veya Hükümet Başkanlarının, Dışişleri ve Savunma Bakanlarının bir araya gelmeleri konusunu düzenlemektedir. Özetle güvenlik konusunda işbirliği ile ilgili tek başarılı girişim Batı Avrupa Birliği olmuştur. 1949'da NATO'nun kurulması ile birlikte önemini yitirmiş olan BAB, 1984'e kadar işlevsiz bir biçimde varlığını sürdürmüştür. Bu tarihten itibaren BAB'ın ayrı bir güvenlik kurumu olma amacıyla hareket ettiği görülmektedir. 27 Ekim 1984 tarihli Roma Deklarasyonu'nda BAB'ın daha aktif bir misyon üstlenmesi ve Avrupa dışındaki kriz bölgelerine müdahale edebilmesi gerektiği vurgulanmıştır.Daha sonra 27 Ekim 1987'de Lahey Platformu'nda Kuzey Atlantik İttifakı'nın Avrupa Kanadı olarak BABın daha da güçlendirilmesi şartının ileri sürülmesi Avrupalı devletlerinin ayrı bir güvenlik kimliği oluşumuna gitme kararlılığını ortaya koymaktadır.

Soğuk Savaş sonrasında değişen Avrupa siyasal coğrafyasında yeni üye adaylarıyla karşı karşıya kalan ve ileride çok geniş bir alana yayılması muhtemel olan Birlik, Avrupa'nın güvenliğinde daha fazla rol oynamak amacıyla, bir Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK) geliştirmeye yönelmiştir. Yine bu dönemde Avrupa ile ABD arasında farklı çıkar algılamalarının oluşmaya başlaması AGSK'ya ivme kazandırmıştır.


1993 yılında yürürlüğe giren Maastricht Antlaşması, BAB'ın rolünü belirleyen temel belge niteliğindedir. Ancak üye devletler için BAB'ın rolü konusunda anlaşmaya varmak kolay olmamıştır. BAB'ın güvenlik ve savunma konularında bir rol oynayabileceği bütün üye ülkelerce kabul edilmekle birlikte, Avrupa Birliği'nin savunma ve güvenliğinin sağlanması çerçevesinde BAB'ın işlevi konusunda da ciddi görüş ayrılıkları bulunmaktaydı. Örneğin, Fransa ve Almanya, BAB, siyasal birliğin araçlarından biri olmasını ve bu nedenle de, AB ile BAB arasında bir ast-üst ilişkisi bulunmasını ve BAB'ın AB tarafından belirlenen hedeflere uygun olarak hareket etmesini savunuyordu. İngiltere ve İtalya tarafından ileri sürülen görüşe göre ise BAB, bir yandan AB'nin savunma boyutunu temsil ederken diğer yandan, NATO'nun Avrupa ayağını güçlendirme aracı olarak faaliyet göstermeliydi.

Yapılan uzun görüşmeler sonucu, Avrupacı (Fransız-Alman görüşü) ve "Atlantikçi" (İngiliz-İtalyan görüşü) olarak nitelendirilebilecek bu iki yaklaşım arasında bir uzlaşmaya varılabilmiştir. Birliğin güvenliği ile ilgili tüm sorunları kapsadığı belirtilen J.4 maddesinin 2. paragrafında BAB'ın, AB'nin gelişiminin ayrılmaz ve tamamlayıcı bir unsuru olduğunun altı çizilmiş; AB'nin, savunma alanında etki doğuracak kararların hazırlanması ve uygulamaya konulmasını BAB'dan isteyeceği belirtilmiştir. Aynı maddenin 4. paragrafında, AB tarafından izlenecek bu politikanın, bazı üye ülkelerin güvenlik ve savunma politikalarının özgün karakterini etkilemeyeceği, bazı üye ülkeler için NATO'dan kaynaklanan yükümlülüklere saygılı olacağı ve NATO çerçevesinde belirlenen ortak güvenlik ve savunma politikasıyla bağdaşması gerektiği vurgulanmıştır. BAB için önem taşıyan bir diğer belge olan 10 Aralık 1991 tarihli BAB Deklarasyonu'nun giriş bölümünde BAB üyesi ülkeler, gerçek bir Avrupa güvenlik ve savunma kimliği oluşturulması gerektiğini ve bu kimliğin aşamalı olarak oluşturulacağını belirtmişlerdir.Ayrıca BAB'ın, AB'nin gelişiminin ayrılmaz ve tamamlayıcı bir unsuru olacağı ve NATO içindeki dayanışmayı güçlendireceği vurgulanmıştır. Buna ilaveten BAB'ın AB ile ilişkilerinin güçlendirilmesi çerçevesinde alınacak önlemler belirtilmiştir: Toplantı yerleri ve tarihlerinin eşzamanlı hale getirilmesiyle çalışma metotlarının uyumlaştırılması; BAB Konseyi ve Genel Sekreterliğiyle AB Konseyi ve Konsey Genel Sekreterliği arasında sıkı bir işbirliğinin kurulması; AB ve BAB dönem başkanlıklarının süre ve sıralarının uyumlaştırılması konusunda çalışmalar yapılması; AB Komisyonu'nun BAB'ın faaliyetlerinden haberdar edilmesi, gerekirse görüşünün alınabilmesi için gerekli prosedürün yürürlüğe konulması; BAB Bakanlar Konseyi ile Avrupa Parlamentosu arasında daha sıkı bir işbirliğinin teşvik edilmesi. Ayrıca 19 Haziran 1992 tarihinde Bonn'da toplanan BAB Bakanlar Konseyi, Maastricht Antlaşması'na uygun olarak BAB'a tam ve ortak üye sıfatıyla davet edilen ülkelerin söz konusu statülerine ilişkin ilkeleri açıklamış; BAB'a tam üye olmak için AB üyesi olmayı şart koşmuştur. Yunanistan 1995 yılında tam üye olmuş, AB'ye 1 Ocak 1995 tarihinde giren Avusturya, İsveç ve Finlandiya; Danimarka ve İrlanda gibi BAB'a gözlemci olarak katılmışlardır. AB üyesi olmayan diğer 3 NATO üyesi ülke -İzlanda, Norveç ve Türkiye- 20 Kasım 1992'de Roma'da Ortak Üyelik Belgesini imzalayarak 6 Mart 1995'den itibaren BAB'da ortak üye sıfatıyla yer almışlardır. Bunlara ilaveten BAB Konseyi'nin 9 Mayıs 1994 tarihli Kirchberg kararı gereği 3 Baltık (Estonya, Letonya ve Litvanya) ve 7 Doğu Avrupa ülkesi (Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya) BAB'da ortak partner (partenaire assucic) statüsü kazanmışlardır. Dolayısıyla BAB çatısı altında 4 ayrı statüde 28 değişik ülke bulunmaktadır.


Kasım 1995'te Madrid'de toplanan BAB Bakanlar Konseyi'ne sunulan BAB'ın Hükümetlerarası Konferans'a Katkısı belgesi BAB bünyesindeki ülkelerin bakış açılarını ve eğilimlerini göstermesi bakımından önemlidir. İngiltere'nin başını çektiği Danimarka, İrlanda, İsveç, Norveç ve Portekiz'den oluşan grup BAB'ın ayrı bir antlaşma temelinde hukuksal özerkliğinin korunması şartıyla AB-BAB ilişkilerinin sıkılaştırılmasını; Fransa'nın başını çektiği Avusturya, Finlandiya, İspanya, İtalya ve Yunanistan'dan oluşan grup, BAB'ın ayrı bir örgüt olarak korunmakla birlikte, özerkliğini kaybederek ve AB'nin velayeti altına girerek AB tarafından alınacak kararların uygulayıcısı olmasını; Almanya'nın başını çektiği Belçika, Hollanda ve Lüksemburg ise BAB'ın kısa veya orta vadede hukuksal ve örgütsel varlığının sona erdirilerek AB'ye entegre edilmesini savunmaktadır.

Ayrıca antlaşmaya ekli 22 Temmuz 1997 tarihli BAB Deklarasyonu'ndan, AB-BAB ilişkilerinin daha da güçlendirilmesine yönelik önlemler üzerinde durulmuştur: Özellikle kriz durumlarında AB ve BAB'da karar alma ve danışmaya yönelik sürecin koordinasyonunu iyileştirmeye yönelik düzenlemeler; AB ve BAB yetkili organlarının birlikte toplantı yapmaları; Mümkün olduğunca AB ve BAB dönem başkanlıklarının sırasının, idari ve pratik kurallarının uyumlaştırılması; BAB Genel Sekreterliğiyle AB Konseyi Genel Sekreterliği arasında personel değişimi de dahil olmak üzere sıkı bir koordinasyon kurulması; AB'nin yetkili organlarına, BAB'ın bir takım birimlerinin elinde bulunan kaynaklara başvurma olanağının sağlanmasına yönelik düzenlemeler; AB ve BAB arasında silahlanma alanında ve Avrupa Silahlanma Ajansı'nın kurulması konusunda işbirliği yapılması

Öte yandan Avrupa Güvenlik ve Savunma kimliğinin gelişiminde BAB'ın operasyonel rolünün artırılması da ayrıntılı bir biçimde deklarasyonda yer almıştır. Bu çerçevede özellikle BAB'ın kriz yönetimi için Avrupa'da siyasi ve askeri nitelikli bir organ olduğu, bunun için de ulusal ve çok uluslu güçleri; gerekirse NATO'nun da olanaklarını kullanabileceği belirtilmiştir.Kriz yönetimi çerçevesinde BAB, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatına da destek verecektir.


BAB, Maastricht Antlaşması ile AB'nin askeri kanadı haline gelmiş, Amsterdam Antlaşması ile de AB'nin gelişiminin ayrılmaz ve tamamlayıcı bir parçası kabul edilmiştir. Ancak Batı Avrupa Birliği’ni NATO karşısında özerk bir yapıya kavuşturma çabaları operasyonel (NATO'ya kıyasla askeri kapasitesi ve ekipmanların daha sınırlı olması), politik (Atlantikçi grubun NATO ile ilişkileri ön planda tutmak istemesi) ve ekonomik engeller (aynı anda hem NATO hem de Batı Avrupa Birliği'nin finansmanının ülkelere ağır gelmesi) nedeniyle sonuçsuz kalmıştır.


BAB için bir diğer temel belge niteliğindeki Amsterdam Antlaşması'nın AB-BAB ilişkileri konusundaki kilit maddesi olan J.7 maddesinin, Ortak Güvenlik ve Dış Politikası'nın ve ortak savunma politikasının aşamalı olarak tanımlanması da dahil olmak üzere, Birliğin güvenliğine ilişkin tüm sorunları kapsadığı belirtilmiştir. J.7 maddesinde ikinci önemli nokta, 19 Haziran 1992 tarihli Petersberg Deklarasyonu çerçevesinde Birliğe operasyonel kapasite sağlaması açısından BAB'ın, AB'nin gelişiminin ayrılmaz ve tamamlayıcı bir parçası olduğunun vurgulanmış olmasıdır. Zira Batı Avrupa Birliği üyeleri, insani yardım ve kurtarma operasyonları, barışın korunması, Krizleri önlemek için müdahale kuvvetlerinin oluşturulması, Barış yapma maddelerini içeren ve böylece BAB'ın askeri misyonunu tanımlayan Petersburg görevleri üzerinde anlaşmaya varmıştır.


Bunun dışında BAB, Ortak Güvenlik ve Dış Politika'nın savunmayla ilgili yönlerinin tanımlanması konusunda Birliğe yardıma olacaktır. Ayrıca aynı maddede Birliğin güvenlik ve savunma konusundaki politikasının, bazı ülkelerin güvenlik ve savunma politikalarının spesifik karakterini etkilemeyeceğinin, ortak savunmalarının NATO çerçevesinde gerçekleştirildiğini belirten bazı üye ülkelerin NATO Antlaşması'ndan doğan yükümlülüklerini ihlal etmeyeceğinin ve bu çerçevedeki ortak güvenlik ve savunma politikasıyla bağdaşacağının altı çizilmiştir. J.7 maddesinde dikkati çeken son nokta savunma konusunda etkisi olan Birlik kararlarının ve eylemlerinin hazırlanması ve uygulamaya konması konusunda BAB'a verilen roldür. Zira bu bağlamda kararların ve eylemlerin hazırlanması ve uygulamaya konması için AB'nin BAB'a başvuracağı belirtilmiştir.

1993 yılında yürürlüğe giren Maastricht Antlaşması, BAB'ın rolünü belirleyen temel belge niteliğindedir. Ancak üye devletler için BAB'ın rolü konusunda anlaşmaya varmak kolay olmamıştır. BAB'ın güvenlik ve savunma konularında bir rol oynayabileceği bütün üye ülkelerce kabul edilmekle birlikte, Avrupa Birliği'nin savunma ve güvenliğinin sağlanması çerçevesinde BAB'ın işlevi konusunda da ciddi görüş ayrılıkları bulunmaktaydı. Örneğin, Fransa ve Almanya, BAB, siyasal birliğin araçlarından biri olmasını ve bu nedenle de, AB ile BAB arasında bir ast-üst ilişkisi bulunmasını ve BAB'ın AB tarafından belirlenen hedeflere uygun olarak hareket etmesini savunuyordu.İngiltere ve İtalya tarafından ileri sürülen görüşe göre ise BAB, bir yandan AB'nin savunma boyutunu temsil ederken diğer yandan, NATO'nun Avrupa ayağını güçlendirme aracı olarak faaliyet göstermeliydi.


Batı Avrupa Birliği Kurumları ve Operasyonları

BAB Konseyi temel organ olup Antlaşma, Protokoller ve Eklerde yer alan hususların gerçekleştirilmesinin sağlamakla yükümlüdür. Savunma ve Dışişleri Bakanlarının katılımı ile yılda iki defa toplanan ve başkanlığı, AB dönem başkanı ülke tarafından yürütülen Bakanlar Konseyi diğer önemli organdır. Bir bütün olarak örgütün tüm faaliyetlerini takip etmekle yükümlü Daimi Konsey, üye ülkelerin atadığı büyükelçi düzeyindeki daimi temsilcilerden oluşmaktadır. Daimi Konsey'e yardımcı olan pek çok çalışma grubu bulunmaktadır: Konsey Çalışma Grubu, Siyasi-Askeri Grup, Askeri Delegeler Grubu, Uzay Grubu, Bütçe ve Organizasyon Komitesi, Güvenlik Komitesi, Avrupa Konvansiyonel Kuvvetleri Uzmanlar Grubu, Akdeniz Grubu, Eurolongterm (BAB üyesi ülkeler arasında işbirliğinin kuramsal esaslarını belirleyerek, uzun vadeli askeri planlama yapılmasını teşvik etmektedir.), BAB Lojistik Grubu ve Eurocom (Üye ülke kara kuvvetlerinin taktik iletişim sistemlerinin birlikte kullanımının geliştirilmesinden sorumludur.) Brüksel'de bulunan BAB Genel Sekreterliği ise Konsey ile yan organlar arasındaki teması sağlamak ve raporları hazırlamakla görevlidir.


BAB'ın operasyonel yapısını oluşturan birimler, Silahların Denetimi Ajansı (Amacı üye ülkelerin silah konusundaki taahhütlerine uyma konumlarının denetlenmesidir. Ajans her yıl ülkelerin stoklarındaki fazla miktardaki silahları belirtilen miktardan fazla silah üretimlerini bildiren bir rapor hazırlamaktadır.), Savunma Görevlileri (BAB'nın operasyonel rolü çerçevesinde yılda üç defa toplanmaktadır.), Askeri Komite (Askeri Temsilciler Grubu tarafından temsil edilen askeri görevlilerden oluşan komite, talimatlarını Konsey'den almaktadır.), Planlama Hücresi (BAB himayesindeki kuvvetlerin konuşlandırılma, komuta, kontrol, iletişim, operasyonlara katılım, görevlendirilecek kuvvetlere ilişkin planları hazırlamakta, BM ve NATO çerçevesindeki barışı koruma ve barış operasyonlarını organize etmektedir.), Durum Merkezi (Petersberg Deklarasyonu'nda verilen görevleri gerçekleştirmek üzere istihbarat ve kriz yönetimi alanlarındaki kapasitelerini geliştirilerek Sekreterlik ve Planlama Hücresine yardımcı olmaktadır.) ve BAB Uydu Merkezi'dir.

BAB'ın daimi kuvveti ya da komuta yapısı olamamasına rağmen bir kriz durumunda ve bir ya da birden çok üyenin ya da Avrupa Birliği'nin isteğiyle Konsey, operasyon gerçekleştirmek üzere gerekli kuvvetleri oluşturma kararı alabilmektedir. Böylece üye ülkeler BAB'ın komutası altında gerçekleştirilecek askeri görevlere kendi konvansiyonel kuvvetlerinden askeri birlik tahsis etmektedirler.

BAB'ın gerçekleştirdiği operasyonlara gelindiğinde, ilk olarak Irak'ın Kuveyt'i işgali üzerine organize edilen operasyonlar göze çarpmaktadır. BAB, deniz ambargosunun yürürlüğe konulması, kara ve hava konuşlandırmaları, düşmanca hareketler sırasında genel deniz destek operasyonları, Kuveyt'e gelmekte olan deniz taşıtları için mayın temizleme operasyonları, Iraklı sivillere ve Kürtlere insani yardım yapılması konularında operasyonlar düzenlenmiştir. Basra Körfezi'nde 300 millik bir alanda yapılan Cleansweep adlı mayın temizleme operasyonu BAB'ın ilk önemli operasyon deneyimidir.


1993 yılında BAB, NATO ile birlikte, eski Yugoslavya Cumhuriyeti'ne karşı alınan ambargo kararının uygulanması amaçlı Sharp Guard ortak operasyonunu yürütmüştür. Sırplar ile Boşnaklar arasında imzalanan Dayton Antlaşması'ndan sonra da AB, Batı Avrupa Birliği'ni Bosna-Hersek'in Mostar şehrinin güvenliğinin sağlanmasına, polis kuvvetlerinin oluşumuna ve şehre tıbbi malzeme ulaştırılmasına katkıda bulunmaya çağırmıştır. Bunun üzerine Haziran 1994'te BAB görev gücü Mostar'a gönderilmiştir.

1994'te Ruwanda'daki durumun kötüleşmesi neticesinde BAB, Operation Turquoise adı verilen ve barışı tesis etmeyi amaçlayan operasyona BM'nin çabalarına yardımcı olmak amacıyla katılmıştır.

1997 yılında Arnavutluk'ta banker krizi nedeniyle meydana gelen karışıklıklar nedeniyle Daimi Komisyon BAB yönetiminde Çokuluslu Polis Danışma Unsuru (MAPE: Multinational Advisory Police Element) oluşturulmasını kararlaştırmış ve bu misyona 14 BAB üyesi ülkeden 24 polis katılmıştır. MAPE, Arnavutluk polis makamlarına düzenin yeniden tesisi konusunda eğitim vermiştir.

1998 yılında AB'nin talebiyle BAB Uydu Merkezi, Kosova'nın genel güvenliğinin sağlanması amaçlı bir misyon yürütmüştür. Bu misyonun amacı, Belgrad Antlaşmalarının uygulanması, göçmenlerin durumu ve savaş sonrası alt yapı çalışmaları hususunda bilgi toplanmasıdır.

1999 yılında da AB'nin isteği ile BAB, Hırvatistan'da mayın temizleme faaliyetleri yürütmüştür.

Batı Avrupa Birliği'nin Feshine Giden Yol

Üye sayısı arttıkça siyasi entegrasyonunu derinleştirme gereği duyan AB, güvenlik ve savunma konuları üzerinde daha fazla eğilmeye başlamıştır. Bunun sonucunda da 1999 yılından itibaren BAB'ın görev ve fonksiyonlarının aşamalı olarak AB'ye devredilmesi gündeme gelmiştir: 1999 Cologne Zirvesi'nde, AB kriz yönetimi faaliyetlerinde görev alacak bir askeri güç oluşturulması kabul edilmiş, böylece BAB'ın varlık sebeplerinden biri olan operasyonel işlevini kaybetmiştir.1999’da Avrupa Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Javier Solana BAB Genel Sekreteri olarak atanmış, böylece iki kurumun da başı olarak BAB'ın fonksiyonlarının AB'ye devrini denetleme olanağına sahip olmuştur. Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikası kapsamında kurulan AB Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü ile AB Uydu Merkezi, BAB'ya bağlı BAB Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü ile BAB Uydu Merkezi'nin de yerini almıştır. AB'nin NATO'nun kaynaklarından yararlanabilmesine ilişkin olarak BAB ile NATO arasında imzalanan antlaşmalar, direkt AB ile NATO arasında imzalanan 2002 Berlin Plus Antlaşması sonucunda yeni bir boyut kazanmıştır. BAB'ın silahlanma ile ilgili bazı sorumlulukları da Avrupa Savunma Ajansı'na devredilmiştir.

Çoğu kurumunu ve fonksiyonunu kaybeden BAB'ın varlığını sürdürmesinin temel nedeni, Kurucu Antlaşmanın V. Maddesinde yer alan toplu savunma hükmüdür. Aynı hükme NATO'nun 5. Maddesinde de yer verilmiştir, ancak toplu savunma maddesinin AB için önemi, askeri ve hukuki bağlayıcılıktan çok, üyeler arasındaki dayanışmayı güçlendirerek siyasi bütünleşmeye yaptığı katkıdır. Zira BAB Konseyi, savunma ve güvenlik konularında görüş alışverişinin yapıldığı ve farklı fikirlerin ortaya konulduğu bir forum niteliğindedir.Ayrıca Avrupa kamuoyunun gözünde de BAB Konseyi bir Avrupa savunma kültürü oluşumunda önemli bir kurumdur.


Ancak 2009 yılında yürürlüğe giren ve Ortak Savunma ve Güvenlik Politikası (OGSP) çerçevesinde kapsamlı düzenlemeler öngören Lizbon Antlaşması BAB'ın sonunu hazırlamıştır. Zira Lizbon Antlaşması'nın 28A/1 maddesinde OGSP'nin, Ortak Dışişleri ve Güvenlik Politikasının tamamlayıcı bir parçası olduğu, Birliğe sivil ve askeri varlıklardan oluşan operasyonel kapasite sağladığı, Birliğin bu varlıkları barışı koruma, çatışmaları önleme ve BM Antlaşması prensiplerine uygun bir şekilde uluslararası güvenliği güçlendirme görevlerinde Birlik dışında kullanabileceği belirtilmiştir.

Öte yandan Lizbon Antlaşması'nın 28A/6 maddesinde OGSP alanında kalıcı yapısal işbirliği (permanent structured cooperation) olanağı öngörülerek, güçlendirilmiş işbirliği olanağının askeri ve güvenlik ile ilgili konularda uygulanmasını kabul etmeyen Nice Antlaşması'na göre önemli ilerleme kat edilmiştir.Ayrıca bu maddede askeri olanakları daha fazla olan ve diğerlerine göre daha fazla bağlayıcı taahhütleri bulunan üye devletlerin Birlik çerçevesinde aralarında kalıcı yapısal işbirliğitesis edebileceği belirtilmiştir. [2] Buna ilaveten Lizbon Antlasması'nın AB İşleyişine İlişkin Antlaşma kısmının 188R maddesinde de dayanışma hükmünden (solidarity clause) söz edilmektedir. Söz konusu hüküm gereğince, Birliğin ve üye devletlerin, bir üye devlet terörist saldırıya ya da doğal ya da insan- yapımı felakete maruz kalması durumunda, dayanışma ruhu içinde hareket etmesi öngörülmüş, ayrıca Birliğin, üye devletler tarafından kendisine verilen askeri yetenekler dahil, sahip olduğu tüm araçları üye devlet sınırları içinde terörist saldırıları önlemek, demokratik kurumları ve sivil toplumu herhangi bir terör saldırısından korumak ve siyasi otoritelerin talebi üzerine üye devleti desteklemek amacıyla kullanacağı belirtilmiştir.

2008 yılı itibariyle 285 milyon euroya ulaşan ODGP bütçesi de, 13 milyon euroluk bütçeyle üye ülkeler için ek bir yük getiren BAB'ın feshine yol açan diğer bir nedendir. Özellikle ülkeleri savunma harcamaları da dahil pek çok alanda kısıtlamaya götüren ekonomik krizden çıkmaya çalışan AB için şüphesiz bu karar şaşırtıcı değildir.


Öngördüğü kapsayıcı maddeler nedeniyle BAB'ın feshindeki en büyük pay sahibi Lizbon Antlaşması'nın, temelde askeri ve sivil kriz yönetimine odaklanan ve klasik anlamda bir AB ortak politikası olmayan OGSP'ye etkileri beklenip görülecektir.[3]

Kaynakça

  1. http://www.nedir-tr.com/nedir-923-anlam%C4%B1-bat%C4%B1-avrupa-birli%C4%9Fi-weubab adresinden 25.02.2018 tarihinde erişilmiştir.
  2. Tezcan,Ercüment.Ankara Üniversitesi SBF Dergisi .Maastricht ve Amsterdam Antlaşmalan çerçevesinde Avrupa Birliği ve Batı Avrupa Birliği ilişkileri.http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/42/478/5520.pdf adresinden 25.02.2018 tarihinde erişilmiştir.
  3. Akçadağ,Emine(2010).Bilgesam.Batı Avrupa Birliği'nin Sonu