"İngiliz Okulu" sayfasının sürümleri arasındaki fark

TUİÇ Sözlük sitesinden
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
 
1. satır: 1. satır:
  İngiliz Okulu, temel inceleme konusunun 'uluslararası toplum' olduğunu düşünen ağırlıklı olarak Britanyalı veya Britanyalılardan ilham alan bir grup yazarı tanımlamak için 1970'lerde kullanıma sokulan bir terimdir. Belli başlı yayınları 1960'ların ortaları ile geç 1980'ler arasında görülen en etkili ilk dönem üyeleri arasında Hedley Bull, Martin Wight, John Vincent ve Adam Watson vardır. Robert Jackson, Tim Dunne ve Nicholas Wheeler, İngiliz Okulunun son yıllarda en fazla öne çıkan isimleri olmuştur.  
+
İngiliz Okulu, temel inceleme konusunun 'uluslararası toplum' olduğunu düşünen ağırlıklı olarak Britanyalı veya Britanyalılardan ilham alan bir grup yazarı tanımlamak için 1970'lerde kullanıma sokulan bir terimdir. Belli başlı yayınları 1960'ların ortaları ile geç 1980'ler arasında görülen en etkili ilk dönem üyeleri arasında Hedley Bull, Martin Wight, John Vincent ve Adam Watson vardır. Robert Jackson, Tim Dunne ve Nicholas Wheeler, İngiliz Okulunun son yıllarda en fazla öne çıkan isimleri olmuştur.
  İngiliz Okulu’nun temel iddiası, egemen devletlerin bir toplum oluşturduğudur; fakat bu anarşik bir toplumdur çünkü devletler, kendilerini küresel kurallara uymaya zorlayabilecek daha yüksek bir güç tekeline boyun eğmez. Devletlerin egemen eşitlerden oluşan bir toplum yaratmadaki başarısı küresel siyasetin en ilgi çekici boyutlarından birisi olarak kabul edilir. İleri düzeyde bir düzenin var olduğu ve üst zorlayıcı otoritenin yokluğuna rağmen devletlerarası şiddetin hayret uyandıracak bir biçimde az gerçekleştiği ileri sürülür. Egemen otoritenin çökmesi durumunda en istikrarlı toplumların dahi iç ilişkilerinde ortaya çıkabilecek olası şiddet, korku, güvensizlik ve itimatsızlık düzeyi üzerine düşünmeye davet edilir. Buradan İngiliz Okulunun devletler arasında kuvvetin önemini küçümsediği anlamı çıkmaz. Üyeleri, şiddeti 'anarşik toplum'a özgü bir nitelik olarak görmektedir.  
+
 
   İngiliz Okulu yazarları realizm ve idealizmin belirli unsurlarının cazibesine kapılmaktadır; fakat kendilerini her ikisiyle de hiçbir zaman tam olarak uzlaştırmayarak orta yola yönelmektedirler.
+
İngiliz Okulu’nun temel iddiası, egemen devletlerin bir toplum oluşturduğudur; fakat bu anarşik bir toplumdur çünkü devletler, kendilerini küresel kurallara uymaya zorlayabilecek daha yüksek bir güç tekeline boyun eğmez. Devletlerin egemen eşitlerden oluşan bir toplum yaratmadaki başarısı küresel siyasetin en ilgi çekici boyutlarından birisi olarak kabul edilir. İleri düzeyde bir düzenin var olduğu ve üst zorlayıcı otoritenin yokluğuna rağmen devletlerarası şiddetin hayret uyandıracak bir biçimde az gerçekleştiği ileri sürülür. Egemen otoritenin çökmesi durumunda en istikrarlı toplumların dahi iç ilişkilerinde ortaya çıkabilecek olası şiddet, korku, güvensizlik ve itimatsızlık düzeyi üzerine düşünmeye davet edilir. Buradan İngiliz Okulunun devletler arasında kuvvetin önemini küçümsediği anlamı çıkmaz. Üyeleri, şiddeti 'anarşik toplum'a özgü bir nitelik olarak görmektedir.
  Kısacası İngiliz Okulu uluslararası sistemin realist ve neo-realistlerin iddia ettiğinden daha düzenli ve medeni olduğunu ileri sürer. Bununla birlikte muhtemelen şiddetin ortadan kaldırılamayacağını düşündükleri için ebedi barı ortamının gerçekleşebileceğine inanan 'ütopyacılara' karşı da eleştirel dururlar. İstikrarlı ulusal toplumlarda hayat bulan işbirliği düzeyinin uluslararası siyasal sistemde de gerçekleşmesini beklemenin yersiz olduğunu dile getirirler. Uluslararası siyaset realistlerin iddia ettiğinden daha fazlasına imkan tanıyorsa, idealist veya kozmopolitan arzulardan da her zaman daha az olacaktır.
+
    
  İngiliz Okulu düşünürleri, uluslararası siyasetin ütopyacı öngörülerinin yinelenen cazibesini anlamaksızın, devletler arası ilişkileri anlamanın imkansız olduğunu savundular. Bu akademisyenler, uluslararası anarşiye özgü tehlikelere ilişkin realist gözlemlerin değerini takdir ederken, evrensel insan hakları kültürünün oluşumuna zemin hazırlayan küresel reforma dönük argümanları çözümlemeye ve son yıllarda insani müdahaleyi ve uluslararası ceza hukukundaki radikal yenilikleri desteklemeye çok daha fazla hazırlıklıdır. İngiliz Okulu yazarları, insani müdahalenin faydalarına ilişkin tartışmaların, onların analiz konusu (uluslararası toplum) ve onun iç bölünmeleri hakkında çok şeyi açığa vurduğunu dile getirir.
+
İngiliz Okulu yazarları realizm ve idealizmin belirli unsurlarının cazibesine kapılmaktadır; fakat kendilerini her ikisiyle de hiçbir zaman tam olarak uzlaştırmayarak orta yola yönelmektedirler.
  İngiliz Okulu uluslararası toplumun kırılgan bir kazanım olduğunu, hayatta kalmasının garantisinin bulunmadığını ileri sürer ve onsuz daha radikal siyasal gelişmelerin gerçekleşmesinin muhtemel olmadığına vurgu yapar. İngiliz Okulunun her zaman iki tarafı olması beklenir: Uluslararası topluma yönelik tehditleri sezme konusunda hassas olan realist taraf ile bu toplumu zayıf ve savunmasızların ihtiyaçlarına daha fazla duyarlı yapacak yolları tespit eden daha kozmopolitan taraf. Bu farklı yönelimler arasındaki ilişki tarihsel koşullar doğrultusunda değişmeye devam edecektir. <ref> Andrew Linklater , Christian Reus-Smit , Jack Donnelly , Jacqui True, Matthew Paterson, Richard Devetak, Scott Burchill, Terry Nardin; Uluslararası İlişkiler Teorileri. Küre,2015. s.123-130 </ref>
+
Kısacası İngiliz Okulu uluslararası sistemin realist ve neo-realistlerin iddia ettiğinden daha düzenli ve medeni olduğunu ileri sürer. Bununla birlikte muhtemelen şiddetin ortadan kaldırılamayacağını düşündükleri için ebedi barı ortamının gerçekleşebileceğine inanan 'ütopyacılara' karşı da eleştirel dururlar. İstikrarlı ulusal toplumlarda hayat bulan işbirliği düzeyinin uluslararası siyasal sistemde de gerçekleşmesini beklemenin yersiz olduğunu dile getirirler. Uluslararası siyaset realistlerin iddia ettiğinden daha fazlasına imkan tanıyorsa, idealist veya kozmopolitan arzulardan da her zaman daha az olacaktır.
{{ Kaynakça}}
+
İngiliz Okulu düşünürleri, uluslararası siyasetin ütopyacı öngörülerinin yinelenen cazibesini anlamaksızın, devletler arası ilişkileri anlamanın imkansız olduğunu savundular. Bu akademisyenler, uluslararası anarşiye özgü tehlikelere ilişkin realist gözlemlerin değerini takdir ederken, evrensel insan hakları kültürünün oluşumuna zemin hazırlayan küresel reforma dönük argümanları çözümlemeye ve son yıllarda insani müdahaleyi ve uluslararası ceza hukukundaki radikal yenilikleri desteklemeye çok daha fazla hazırlıklıdır. İngiliz Okulu yazarları, insani müdahalenin faydalarına ilişkin tartışmaların, onların analiz konusu (uluslararası toplum) ve onun iç bölünmeleri hakkında çok şeyi açığa vurduğunu dile getirir.
 +
 
 +
İngiliz Okulu uluslararası toplumun kırılgan bir kazanım olduğunu, hayatta kalmasının garantisinin bulunmadığını ileri sürer ve onsuz daha radikal siyasal gelişmelerin gerçekleşmesinin muhtemel olmadığına vurgu yapar. İngiliz Okulunun her zaman iki tarafı olması beklenir: Uluslararası topluma yönelik tehditleri sezme konusunda hassas olan realist taraf ile bu toplumu zayıf ve savunmasızların ihtiyaçlarına daha fazla duyarlı yapacak yolları tespit eden daha kozmopolitan taraf. Bu farklı yönelimler arasındaki ilişki tarihsel koşullar doğrultusunda değişmeye devam edecektir. <ref> Andrew Linklater , Christian Reus-Smit, Jack Donnelly , Jacqui True, Matthew Paterson, Richard Devetak, Scott Burchill, Terry Nardin; Uluslararası İlişkiler Teorileri. Küre,2015. s.123-130 </ref>
 +
{{Kaynakça}}

23.05, 16 Şubat 2018 itibarı ile sayfanın şu anki hâli

İngiliz Okulu, temel inceleme konusunun 'uluslararası toplum' olduğunu düşünen ağırlıklı olarak Britanyalı veya Britanyalılardan ilham alan bir grup yazarı tanımlamak için 1970'lerde kullanıma sokulan bir terimdir. Belli başlı yayınları 1960'ların ortaları ile geç 1980'ler arasında görülen en etkili ilk dönem üyeleri arasında Hedley Bull, Martin Wight, John Vincent ve Adam Watson vardır. Robert Jackson, Tim Dunne ve Nicholas Wheeler, İngiliz Okulunun son yıllarda en fazla öne çıkan isimleri olmuştur.

İngiliz Okulu’nun temel iddiası, egemen devletlerin bir toplum oluşturduğudur; fakat bu anarşik bir toplumdur çünkü devletler, kendilerini küresel kurallara uymaya zorlayabilecek daha yüksek bir güç tekeline boyun eğmez. Devletlerin egemen eşitlerden oluşan bir toplum yaratmadaki başarısı küresel siyasetin en ilgi çekici boyutlarından birisi olarak kabul edilir. İleri düzeyde bir düzenin var olduğu ve üst zorlayıcı otoritenin yokluğuna rağmen devletlerarası şiddetin hayret uyandıracak bir biçimde az gerçekleştiği ileri sürülür. Egemen otoritenin çökmesi durumunda en istikrarlı toplumların dahi iç ilişkilerinde ortaya çıkabilecek olası şiddet, korku, güvensizlik ve itimatsızlık düzeyi üzerine düşünmeye davet edilir. Buradan İngiliz Okulunun devletler arasında kuvvetin önemini küçümsediği anlamı çıkmaz. Üyeleri, şiddeti 'anarşik toplum'a özgü bir nitelik olarak görmektedir.

İngiliz Okulu yazarları realizm ve idealizmin belirli unsurlarının cazibesine kapılmaktadır; fakat kendilerini her ikisiyle de hiçbir zaman tam olarak uzlaştırmayarak orta yola yönelmektedirler. Kısacası İngiliz Okulu uluslararası sistemin realist ve neo-realistlerin iddia ettiğinden daha düzenli ve medeni olduğunu ileri sürer. Bununla birlikte muhtemelen şiddetin ortadan kaldırılamayacağını düşündükleri için ebedi barı ortamının gerçekleşebileceğine inanan 'ütopyacılara' karşı da eleştirel dururlar. İstikrarlı ulusal toplumlarda hayat bulan işbirliği düzeyinin uluslararası siyasal sistemde de gerçekleşmesini beklemenin yersiz olduğunu dile getirirler. Uluslararası siyaset realistlerin iddia ettiğinden daha fazlasına imkan tanıyorsa, idealist veya kozmopolitan arzulardan da her zaman daha az olacaktır. İngiliz Okulu düşünürleri, uluslararası siyasetin ütopyacı öngörülerinin yinelenen cazibesini anlamaksızın, devletler arası ilişkileri anlamanın imkansız olduğunu savundular. Bu akademisyenler, uluslararası anarşiye özgü tehlikelere ilişkin realist gözlemlerin değerini takdir ederken, evrensel insan hakları kültürünün oluşumuna zemin hazırlayan küresel reforma dönük argümanları çözümlemeye ve son yıllarda insani müdahaleyi ve uluslararası ceza hukukundaki radikal yenilikleri desteklemeye çok daha fazla hazırlıklıdır. İngiliz Okulu yazarları, insani müdahalenin faydalarına ilişkin tartışmaların, onların analiz konusu (uluslararası toplum) ve onun iç bölünmeleri hakkında çok şeyi açığa vurduğunu dile getirir.

İngiliz Okulu uluslararası toplumun kırılgan bir kazanım olduğunu, hayatta kalmasının garantisinin bulunmadığını ileri sürer ve onsuz daha radikal siyasal gelişmelerin gerçekleşmesinin muhtemel olmadığına vurgu yapar. İngiliz Okulunun her zaman iki tarafı olması beklenir: Uluslararası topluma yönelik tehditleri sezme konusunda hassas olan realist taraf ile bu toplumu zayıf ve savunmasızların ihtiyaçlarına daha fazla duyarlı yapacak yolları tespit eden daha kozmopolitan taraf. Bu farklı yönelimler arasındaki ilişki tarihsel koşullar doğrultusunda değişmeye devam edecektir. [1]

  1. Andrew Linklater , Christian Reus-Smit, Jack Donnelly , Jacqui True, Matthew Paterson, Richard Devetak, Scott Burchill, Terry Nardin; Uluslararası İlişkiler Teorileri. Küre,2015. s.123-130