Tunus

Uluslararası İlişkiler Wiki sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Tunus Cumhuriyeti kısaca Tunus, Kuzey Afrika'da, Akdeniz'e kıyısı olan bir Arap İslam ülkesidir. Kurucusu Habib Burgiba'dır. Batısında Cezayir, doğusunda Libya ve Akdeniz, Kuzeyinde de Akdeniz yer alır. Ülkenin güney kısmını Büyük Sahra Çölü kaplar. Ülke toprakları sırasıyla Fenikeliler'in bir kolonisi olan Kartacalılar, Romalılar, Bizans İmparatorluğu, Araplar, Osmanlı Devleti ve Fransa gibi güçlü ülkelerin egemenliğine girdi.

Tunus, Fenike kökenli Kartaca Uygarlığıyla anılır. Kartacalılar, Sicilya ve İspanya'ya kadar koloniler kurmuşlardır. Yeni kurulmakta olan Roma İmparatorluğu için ilk gerçek tehdit olmuşlardır. Ama Pön Savaşları sonucu yenilip Tunus'tan sürülmüşlerdir. Roma egemenliğinde Afrika Eyaleti olarak yönetilmiştir. Başşehir Tunus 1574 yılına kadar tekrar Hafsi Hanedanlığının elinde kaldı. Bu arada Barbaros Hayreddin Paşa ve Turgut Reis 1556’da Gafsa’yı, 1558’de Kayrevan’ı ele geçirdiler. Tunus’un doğu ve güney sahilleri Türklerin eline geçti. Cerbe Adası deniz üssü olarak kullanıldı. Barbaros Hayreddin Paşa, İspanya’daki Endülüslü Müslümanlardan 100.000 kadarını kurtararak Kuzey Afrika’ya getirdi. Nihayet 1574’te Uluç Ali Reis ile Sinan Paşa, Tunus şehrini (Halkul-Vad Kalesini), ele geçirmek suretiyle bütün Tunus, Osmanlı Devletinin bir eyaleti haline geldi.19. yüzyılda Fransa ve İtalya’nın çıkar çatışmasına sahne olan ülke, 1881'de Fransa ile yapılan Bardo antlaşması ile bu ülkenin himayesine girmiştir. 1956'da Fransa'dan bağımsızlığını kazanan Tunus 1957 ile 1969 arası başbakanlık makamını kaldırmıştır.[1]

Birinci Dünya Savaşı sonrasında başlayan bağımsızlık mücadelesi, 1956’da Fransa’nın Tunus’u bağımsız bir ülke olarak tanımasıyla başarıya ulaştı. Ülkenin ilk devlet başkanı Habib Burgiba, otoriter bir tek parti sistemiyle tam 31 yıl boyunca yönetimde kaldı.

Burgiba, görevi sırasında Tunus’ta, Arap ülkeleri arasında görülmemiş bir şekilde liberal politikaları yürürlüğe koydu. Çok eşlilik yasaklandı, kadınlara geniş haklar tanındı ve ülkenin eğitim sisteminde geniş çapta reformlar gerçekleştirildi.

Uzun yıllar boyunca Batı yanlısı politikalar izleyen Burgiba, 1987’de kansız bir devrimle koltuğunu kaybetti. Burgiba’nın yerine Zeynel Abidin Bin Ali ülkenin yeni devlet başkanı oldu.

Bin Ali döneminde de Batı yanlısı politikalar sürse de, insan hakları ihlalleri, demokratik gelişimin sağlanamaması, belirli gruplara sağlanan imtiyazlar ülkede istikrarın kaybolmasına sebep oldu.

Siyasi ve ekonomik refahın uzun yıllar sağlanamadığı ülkede Aralık 2010’da, seyyar satıcı Muhammed Buazizi yetkililerin tezgahına el koyması ve gördüğü kötü muameleyi protesto etmek için kendini yaktı. Buazizi’nin hayatını kaybetmesi uzun yıllardır yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik ve enflasyonla boğuşan milyonlarca Tunusluyu harekete geçirdi.

Ülkenin dört bir yanında yönetimi protesto eden gösteriler düzenlenmeye başladı. Protestoların başkent sokaklarına taşmasıyla Bin Ali 14 Ocak 2011’de ülkeyi terketti. [2]

Tunus'un ve çok sayıda Arap ülkesinin kaderini değiştiren olayın ardından yeni arayışlara yönelen ülkede Ocak ayının sonlarına doğru Bin Ali döneminin eski başbakanı Muhammed Gannuşi tarafından Ulusal Birlik Hükümeti kuruldu. Tunus Meclis Başkanı Fuad Mebazaa 15 Ocak 2011 tarihinde geçici cumhurbaşkanı olarak atandı.

Eski sistemin sonlanması talebiyle devam eden kamuoyu baskısı karşısında Başbakan Gannuşi, 27 Ocak 2011 tarihinde ilk hükümette yer alan 12 bakanı dışarıda bırakan ikinci bir Ulusal Birlik Hükümeti kurulduğunu duyurdu.

Tepkilerin son bulmaması üzerine Gannuşi başbakanlıktan ayrıldı, anayasa askıya alındı ve seçim hazırlıkları başladı.

Ekim 2011’de ise yeni bir rejimin ve anayasanın temellerini atmakla yükümlü Ulusal Kurucu Meclis üyelerini belirlemek üzere seçim yapıldı.

Tunus’taki halk hareketi, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’yı etkisi altına alan Arap Baharı’nın kıvılcımını yaktı. İsyanın ardından Libya, Mısır, Yemen gibi ülkeleri uzun yıllar yöneten liderler koltuğunu kaybetti ve bu bölgelerde yeni demokratik rejim arayışlarına girildi.

Siyasi yapısı

Tunus’taki siyasi istikrarı, yeni bir anayasa hazırlanması ve yeni seçimlerin yapılması konularında, hükümet ile muhalefetin bir ortak yol bulmak için sürdürdükleri görüşmelerin sonucu belirleyecektir. Memnuniyetsizliğin ve kontrol edilemeyen huzursuzluğun, kamuda özellikle de gençler arasında tamamıyla yayılmadan önce uzlaşmanın sağlanması beklenmektedir.


Demokratik geçiş sürecinin tamamlanacağı ve yeni devrim riskinin azaldığı tahmin edilmektedir. İyimser tahminlere göre, ılımlı İslamcı Parti (Hizb al Nahda) koalisyonun lideri olacaktır. Geçici hükümetin, Mısır’daki Müslüman Kardeşler gibi sahip olduğu gücü tamamıyla kaybedebileceği düşünülmektedir.


Halkın, hem Nahda ve hem de muhalif siyasi partilere yönelik olarak eşit şekilde öfke duyması nedeniyle, partiler arasında uzlaşma sağlanması muhalif partilerin de çıkarına olacaktır. Bu nedenle, siyasi kazanç sağlamak için muhalefetin siyasi tıkanmayı uzatması ve devrimi teşvik etmesi pek mümkün görünmemektedir.


Tunus ordusunun küçük ve çoğu Arap devletlerinin aksine apolitik bir ordu olduğu göz önüne alındığında, Mısır’daki deneyimin aksine, ordunun ülke yönetimini devralması beklenmemektedir. Hükümetin önümüzdeki dönemde Tunus’un sosyal ve ekonomik zorluklarla mücadelesi daha az olmayacaktır. Özellikle, yeni hükümet laikler ve Salafiler (radikal İslamcılar) arasındaki gerginliği güç de olsa yatıştırmaya devam edecektir.


Bu arada, Cezayir ile sınır dağlık bölgesinde, İslamcı militanlarla mücadele için yapılan askeri harekatın arazi koşulları ve militanların gerilla taktikleri nedeniyle çok uzun süreceği tahmin edilmektedir. Turistik tatil köyleri gibi kalabalık yerleşim yerlerine ve ekonomik altyapıya yapılacak terörist saldırıların, özellikle laik partilerin seçimlerdeki performansının artmasına neden olabilir. Ekonomik durum düzelmez ise yeni hükümet de istikrarı korumak için mücadele edecektir. Kısa vadede istihdamda ve yaşam standardında gelişme beklenmemekte olup halkın memnuniyetsizliğinin devam edeceği tahmin edilmektedir. Önümüzdeki dönemde, siyasi istikrar ekonomik beklentilerin iyileşmesine bağlı olacaktır.


Alternatif bir senaryo ise; Siyasi istikrarı tamamen bozacak siyasi bir geçişin yaşanması, ekonomik koşulların daha da bozulması ve artan terörist saldırılar nedeniyle oluşacak memnuniyetsizlikten kaynaklanacak istikrarsızlıktır. Ancak, istikrarsızlık kitlesel kayıplara sebep olmadığı sürece ordunun hükümeti devirmesi beklenmemektedir.

Nüfus ve İşgücü Yapısı

Tunus nüfusunun % 98,2’sini Araplar, % 1,2’sini genelde Tunus’un güney bölgesinde yaşayan Berberiler, kalanını ise Fransızlar ve İtalyanlar oluşturmaktadır. Tunus nüfusunun, % 98’i Müslüman (büyük çoğunluk Maliki Mezhebi), % 1’i Yahudi, % 1’i de Hıristiyanlar ve diğer dinlerdir.

Nüfusun % 80’inin orta sınıfta yer aldığı kabul edilen Tunus’ta, halkın % 4’ü asgari hayat standartlarının altında yaşamaktadır. Tunus nüfusunun % 64’ü kentlerde yaşamakta, ailelerin % 80’i mülkiyeti kendilerine ait konutlarda yaşamaktadırlar. Hane sayısının % 99,5’inde elektrik, % 97,8’inde su, % 97,1’inde TV ve % 85,2’inde mobil telefon bulunmaktadır. Tunus Sosyal Sigortalar Kurumunun üyelerine uzun vadeli ve düşük faizli otomobil kredisi sağlamasının etkisiyle, ülkedeki otomobil sayısında büyük artışlar görülmüş, 1994 yılında ailelerin % 15’i otomobil sahibi iken bu oran şimdi % 22,6 olmuştur.


Resmi rakamlara göre % 18,3 olan işsizlik, ülkenin kronikleşen temel ekonomik sorununu oluşturmaktadır. İş gücünün % 49’u hizmet, % 17,9’u tarım ve % 33,1’i sanayide istihdam edilmektedir.

Tunus Afrika’nın en iyi kalifiye iş gücüne sahip ülkesidir. Tunus’ta 10.000 civarında çeşitli dallarda mühendis bulunmaktadır Tunus’ta iş başvurularının % 53’ü, üniversite mezunları veya profesyonel yetişmiş iş gücüne sahip kişilerce yapılmaktadır. Tunus’ta 2000 kişiye bir bilim adamı düşmektedir. Tunus’ta yeterli sayıda mühendis ve kalifiye eleman bulunmakta, elemanın tecrübesine ve niteliklerine bağlı olarak ücretleri değişmektedir.


Tunus’ta yabancı dil olarak Fransızca kullanılmakta ve çok yaygın olarak konuşulmaktadır. İngilizce bilen kişi sayısı çok sınırlı olmakla birlikte, özellikle Türkiye’de çeşitli üniversitelerde eğitim görmüş eleman bulmak mümkündür. Vasıfsız iş gücü temininde bir sorun bulunmamaktadır.


Aylık ücret, ilgili kanuna göre belirlenen asgari ücrete uygun olmak şartıyla, toplu sözleşmeler veya işçi-işveren arasında yapılacak sözleşmeyle serbestçe belirlenmektedir.[3] Asgari ücretler, aylık 40 saat üzerinden 246 TD ve 48 saat üzerinden 286 TD dir. Ülkede eğitime özel bir önem verilmektedir. Burada amaçlanan, belirlenen ekonomik ve toplumsal kalkınma hedefleri doğrultusunda ülkedeki yetişmiş, eğitimli nüfusun oranının yükseltilmesidir. Okula giden kız ve erkek çocukların sayısı hemen hemen eşit düzeydedir. Devletin eğitim-öğretim harcamaları toplam GSYİH’nin % 5’ini oluşturmaktadır. 13 üniversite bulunan ülkede yüksek öğrenim gören öğrenci sayısı 336 bin’dir. Üniversitede okuyan kız öğrencilerinin oranı %59,5’tur. Yüksek öğretim kurumlarında her bir öğretim görevlisine 17,4 öğrenci düşmektedir. Genel bütçe içerisinde yüksek öğretime ayrılan pay % 6,1 düzeyindedir. Tunus Sosyal Sigorta Sistemi hemen hemen bütün ücretli ve hak sahiplerine mesleki ve sosyal kategorilerine bakmaksızın hizmet vermektedir. Sosyal sigorta işveren payı % 18, sosyal sigorta işçi katkı payı ise %8,47 olup, toplam % 26,47 ‘dır.

Kaynakça