Siyasi İdeolojiler

Uluslararası İlişkiler Wiki sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Siyasi analizde göze çarpan en ihtilaflı kavramlardan birisi de ideolojidir.Her ne kadar günümüzde bu kavramın nötr anlamda kullanılması yönünde bir eğilim varsa da, geliştirilmiş bir sosyal felsefeye veya dünya görüşüne atıfta bulunması bakımından, geçmişte ideoloji kavramının ağırlıklı olarak olumsuz veya pejoratif(kötüleyici) çağrışımları bulunmaktaydı.İdeoloji kavramı, kimi zaman eğri büğrü yollardan geçerek ulaştığı kariyeri boyunca,yaygın olarak rakip inanç veya doktrinleri suçlamak veya eleştirmek için bir silah olarak kullanıldı. İdeoloji kavramı 1796'da Fransız filozof Destutt de Tracy(1754-1836) tarafından icat edildi.Tracy bu kavramı, bilinçli düşünce ve fikirlerin kaynaklarını açığa çıkarmayı amaçlayan yeni bir fikirler biliminini (ideaoloji)ifade etmek için kullandı.Onun ümidi, ideolojiye er veya geç zooloji veya biyoloji gibi yerleşik bilimlerle aynı statüyü kazandırmaktı.Ancak kavrama daha kalıcı bir anlam, 19.Yüzyıl'da Karl Marx'ın yazılarıyla yüklendi.Marx'a göre ideoloji yönetici sınıfın fikirlerine,yani sınıflı sistemi desteklemeye ve sömürüyü devam ettirmeye katkıda bulunan fikirlere karşılık geliyordu.Erken dönem çalışmalarından Alman İdeolojisi'nde Marx ve Engels şöyle yazıyorlardı: ''Yönetici sınıfın fikirleri her çağda egemen fikirlerdir;yani toplumda maddi güce hakim olan sınıf, aynı zamanda entelektüel güce de hakimdir.Zihinsel üretim araçlarını elinde bulunduran sınıf, aynı zamanda zihinsel üretim araçlarının kontrolünü de elinde tutar. Marksist anlamda ideolojinin tanımlayıcı vasfı, onun sahteliğindedir: ideoloji,alt sınıfları şaşırtarak ve yanıltarak, tüm sınıflı toplumların taşıdığı çelişkilerin üzerini örter.Kapitalizm söz konusu olduğunda, mülk sahibi olan burjuvazinin ideolojisi(burjuva ideolojisi), sömürülen proleterya arasında, onların içinde bulundukları sömürüye ilişkin gerçekleri görmelerini engelleyerek, aldanmayı veya yanlış bilinci besler.Bununla beraber Marx tüm siyasi görüşlerin ideolojik nitelikte olduğuna inanmadı.Sınıf sömürüsünü ve baskı sürecini ortaya koymaya çalıştığı kendi çalışmasının bilimsel olduğunu ileri sürdü.Ona göre bilim ile ideoloji, hakikat ile sahtelik arasında açık bir ayrım yapılabilirdi.Ancak bu ayrım, Lenin ve Gramsci gibi sonraki Marksistlerin yazılarında bulanıklaşmaya başladı.Onlar sadece burjuva ideolojisi kavramına değil, sosyalist ideoloji veya proleterya ideolojisi gibi Marx'ın saçma bulabileceği kavramlara da atıfta bulundular.

Kavramın alternatif kullanımları, liberaller ve muhafazakarlar tarafından da geliştirildi.İki dünya savaşı arası dönemde totaliter diktatörlüklerin ortaya çıkışı, Karl Popper(1902-1994), J.L.Talmon ve Hannah Arendt gibi yazarları, ideolojiyi boyun eğme ve itaat sağlayan bir sosyal denetim aygıtı olarak görmeye yöneltti.Kavramın ağırlıklı olarak faşizm ve komünizm örneklerine dayalı Soğuk Savaş dönemi liberal kullanımı, ideolojiyi, bir hakikat tekeli iddiası olan ve muhalif fikirleri ve rakip inançları hoşgörmeyi reddeden kapalı bir düşünce sistemi olarak görüyordu.Buna karşılık, temelde bireysel özgürlüğe bağlı olan liberalizm ile muhafazakarlık ve demokratik sosyalizm gibi geniş ölçüde liberal ilkelere bağlı olan doktrinler tam olarak ideoloji değildi.Bu doktrinler, özgür tartışma, muhalefet ve eleştiriye izin vermeleri, hatta bunlar üzerinde ısrar etmeleri anlamında açıksayılıyordu. İdeoloji kavramının münhasıran muhafazakar kullanımı, Michael Oakeshott gibi düşünürler tarafından geliştirilmiştir.Bu görüş özel olarak, büyük ölçüde insan zihninin dünyayı bütün boyutlarıyla kavrayabilme kapasitesine sahip olmadığı inancından kaynaklanan rasyonalizmin değeri hakkındaki muhafazakar şüpheciliği yansıtmaktadır.Oakeshott'un belirttiği gibi, siyasi faaliyette insan sonsuz ve dipsiz bir denize yelken açmıştır.Bu yaklaşımdan hareketle, ideolojiler soyut düşünce sistemleri; yani açıkça kavranamaz olanı açıklama iddiasıyla siyasi gerçekliği çarpıtan fikirler bütünü olarak görülürler.Bu nedenle muhafazakarlar geleneksel olarak kendilerinin de bir ideolojiye bağlı olduğu fikrini reddederler; bunun yerine muhafazakarlığı bir eğilim, bir zihinsel tavır olarak görülürler ve kendi inançlarını pragmatizmde, gelenekte ve tarihte bulurlar.

Ancak bu kullanımların her birinin sakıncası, bunların olumsuz veya kötüleyici olması dolayısıyla, kavramın kullanımını sınırlamasıdır.Diğer bir ifadeyle belirli bir siyasi doktrinler, ideoloji kavramının dışında kalırlar.Örneğin Marx, kendi fikirlerinin ideolojik değil bilimsel olduğunda ısrar etmiştir; liberaller, liberalizmin de bir ideoloji olarak görülmesi gerektiğini inkar etmişlerdir; ve muhafazakarlar, geleneksel olarak ideolojik tarz siyasetten çok pragmatik olanı benimsemişlerdir.Dahası, bu kullanımlarının her biri değer yüklüdür ve belirli bir siyasi doktrine uygundur.İdeolojinin kapsayıcı bir tanımı (tüm siyasi geleneklere uygulanabilecek bir tanım) nötr olmalıdır; ideolojilerinin iyi veya kötü, doğru veya yanlış, özgürleştirici veya baskıcı olduğu fikrini reddetmelidir.Bu, kavramın ideolojiyi eylem temelli inanç sistemi, siyasi faaliyete rehberlik eden veya ilham veren karşılıklı olarak birbirleriyle ilişkili fikirler bütünü olarak gören modern, sosyal bilimsel anlamıdır. [1]
  1. HEYWOOD,Andrew,Politics,Çev.:Bekir Berat ÖZİPEK,Adres Yay.,Ankara 2017