Lozan Barış Antlaşması

Uluslararası İlişkiler Wiki sitesinden
Şuraya atla: kullan, ara

Lozan Antlaşması (veya yapıldığı dönem Türkçesi ile Lozan Sulh Muahedenamesi), 24 Temmuz 1923 tarihinde İsviçre'nin Lozan şehrinde, Türkiye Büyük Millet Meclisi temsilcileriyle Birleşik Krallık, Fransa, İtalya, Japonya, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan, Portekiz, Belçika ve Yugoslavya temsilcileri tarafından, Leman gölü kıyısındaki Beau-Rivage Palace'ta imzalanmış barış antlaşması.


Görüşme Konuları ve Katılan Devletler

13 Kasım 1922'de toplanması gereken konferans, bazı ülkelerin geç gelmesi üzerine 20 1922'de Lozan'da toplandı. Bu konferansa Türkiye'den başka İngiltere, Fransa Yunanistan, Japonya, Romanya, Yugoslavya ve Boğazlarla ilgili konulara sıra İtalya geldiğinde Sovyet Rusya ile Bulgaristan, ticaret ve yerleşme sözleşmeleri görüşülürken de Belçika ve Portekiz katıldı. Konferansta ABD, gözlemci sıfatıyla bulunmuştur. Türkiye bu ülkelere karşı da hak ve menfaatlerini savunmak zorunda kaldı. Konferansta İngiltere'yi Dışişleri Bakanı Lord Curzon, Fransa'yı Roma Büyükelçisi Baren, Yunanistan' Venizelos temsil ediyordu. Bu temsilcilerin yanında ayrıca deneyimli diplomatlar ve teknik uzmanlar da vardı. Konferansta çözmek zorunda olduğumuz ana sorunlar şunlardır:

Türk-Yunan barışının esaslarını belirlemek, Osman Devleti'nin artık sona erdiğini belirterek yeni Türk Devleti'ni ve haklı davasını tanımalarını sağlamak, Osmanlı Devleti'nin yabancılara vermiş olduğu kapitülasyonları kaldırmak, Azınlıkların durumunu belirlemek, Osmanlı Devleti'nin borç ve ödeme koşullarını saptamak, Boğazlar sorununu halletmek, Türk Devleti'nin Irak (Musul), Suriye ve batı sınırlarını tespit etmekti.

Türk delegelerinin elinde, Kurtuluş Savaşı'nın ve yeni Türk Devletinin dayanağı olan Misakımilli gibi sağlam bir belge vardı. Misakımilli, vatan topraklarının sınırlarını belirleyerek bu topraklar üzerinde yaşayan Türk milletinin kayıtsız şartsız bağımsızlığının tanınması demekti. İtilaf Devletleri'nin anlaştıkları tek konu, ortak çıkarlarıydı. Bu nedenle Osmanlı Devleti'nden elde ettikleri her türlü ayrıcalık ve kapitülasyonları ne pahasına olursa olsun korumak istiyorlardı.

Görüşmelerin Kesilmesi ve Nedenleri

Türk temsilcileri önceden kararlaştırıldığı gibi Lozan'a 11 Kasım 1922 günü geldiler. Burada kendi temsilcileri dışında hiçbir devletin temsilcileri tarafından karşılanmadılar. İsmet Paşa İngiltere, Fransa ve İtalya Dışişleri Bakanlıklarına tepki gösterdi. Sonuçta devletler özür dileyerek 20 Kasım'da konferansın toplanacağını bildirdiler. İtilaf Devletleri'nin kendi aralarında görüş farklılıklarının bulunuşu, konferans görüşmelerinin çetin geçmesine neden oldu. Birçok konuda görüş birliği sağlanmasına rağmen bazı anlaşmazlıklar çıktı. Bu anlaşmazlıklar şunlardı:

Karaağaç'ın Yunanlılar tarafından Türklere verilmek istenmemesi, Osmanlı borçları meselesi, Kapitülasyonların kaldırılması, İstanbul'un itilaf Devletlerince boşaltılması, Irak sınırı ve Musul- Kerkük meselesi, Ermeni yurdunun kabul edilmesi, Savaş tazminatları, Boğazlar Meselesi.

İtilaf Devletleri, Türk Devleti'nin isteklerini kabul etmek istemeyince, konferans çıkmaza girdi. Bunun üzerine 4 Şubat 1923'te görüşmeler kesildi. Yeni delegelerle bütün konuları gözden geçiren İsmet Paşa, Lozan Antlaşması'nı 24 Temmuz 1923'te imzaladı.

Lozan Barış Antlaşması Esasları

143 maddeden oluşan ve Misakımilli’nin Batılı devletler kabulü sayılan Lozan Barış Antlaşması'nın esaslar şunlardır:

Sınırlar:

Suriye sınırı: Bu sınır, Fransızlarla 20 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması şartlarına göre belirlenmiştir. Hatay meselesi ise yine 1921 Ankara Antlaşması esaslarına göre çözülecekti

Irak sınırı: Bu bölge İngiliz mandası yönetimi altında bulunuyordu. Uzun görüşmeler neticesinde bir sonuca varılamadı. Türkiye, Musul ve Süleymaniye bölgelerinde halkın çoğunluğunun Türk olması nedeniyle bu yerlerde halk oylaması yapılarak sorunun çözümlenmesini istediyse de İngilizler buna karşı çıktı. Bu süre içinde uzlaşma sağlanamazsa konu Milletler Cemiyetine götürülecekti. Sonuçta, İngiltere ile Türkiye arasında bu sorunun dokuz ay içinde çözümlenmesi kararlaştırıldı

Batı Sınırı: Batı sınırımız, Yunanistan'la Misakımilli'ye uygun olarak Mudanya Ateşkes Antlaşması'nda belirtildiği gibi çizildi. Meriç Nehri sınır kabul edildi. Yunanistan, savaş tazminatı olarak Karaağaç'ı iade etti. Ayrıca, İmroz (Gökçeada), Bozcaada, Tavşan adaları bizde kaldı. Rodos Adası, Meis Adası ve 12 adalar ise zaten işgali altında bulunan İtalya’ya bırakılıyordu.

Kapitülasyonlar: Yüzlerce yıl sürüp giden ve Osmanlı Devleti'nin gelişmesini her yönden engelleyen adli, mali, bütün kapitülasyonlar antlaşmanın 28. maddesiyle kaldırıldı Türkiye'deki yabancı ticari kurumlar da belirli bir geçiş sürecinden sonra Türk kanunlarına ayıtsız şartsız uyacaklardı.

Azınlıklar: Yeni Türk Devleti'nin sınırları içinde yaşayan tüm azınlıkların Türk vatandaşı olduğu benimsenmişti. Antlaşmanın 37-45. maddelerine göre Türk yurttaşı olan azınlıkların hukuksal açıdan eşitliği sağlanmıştır. Azınlıklar, kanun ve hukuk düzeni içinde Türklerle sit haklara sahip olmuşlardı.

Nüfus Mübadelesi (Değişimi): Lozan Antlaşması’nın eki olan 6 nolu il Trakya'daki Türklerle Anadolu'daki Rumların karşılıklı olarak değiştirilmesi kararlaştırılmış fakat İstanbul’daki Rumlarla Bati Trakya'daki Türkler, Makedon ve Teselya'da Türkler bu değişimin dışında bırakılmıştır.

Boğazlar: Boğazlar Türkiye'nin başkanlığında Sovyet Rusya, İngiltere, İtalya Japonya, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan, Sırbistan gibi devletlerden oluşan bir komisyon tarafından yönetilecekti. Boğazlar üzerindeki bu yönetim 13 yıl süreli olmuş, Türkiye izlediği barışçıl bir dış politika sayesinde daha sonra Montrö Sözleşmesi'nde ele alınmış ve 20 Temmuz 1936'da gözüme kavuşturularak Türkiye'nin kesin egemenlik hakkı tanımıştır.

Savaş Tazminatları: Birinci Dünya Savaşı nedeniyle galip devletler bizden tazminat isteğinde bulundular. Savaş sırasında Almanya'da rehin tutulan beş milyon altınımız ile savaş yıllarında İngiltere’ye sipariş edilen ve bedeli ödenen iki savaş gemimiz savaş tazminatı sayılmıştı. Böylece, fiilen elimizde bulunmayan mallar karşılık gösterilerek savaş tazminatları ödenmiş oldu. Yunanistan ise Kurtuluş Savaş sırasında milletler arası kurallara uymadığını ve Anadolu'da büyük tahribat yaptığını kabul etti. Bunun için de Karaağaç savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verdi

Devlet Borçları: 1854 yılından başlayarak Birinci Dünya Savaşı sonuna kadar Osmanlı Devleti'nin aldığı borçlar, büyük miktarlara ulaşmıştı. Bu borçlar, Osmanlı Devleti'nden ayrılan yeni devletlerarasında bölüştürüldü. Bize düşeni ise düzenli taksitlere ayrıldı. Bu taksitlerin altın veya sterlin olarak ödenmesi istendi. Türkiye bunu kabul etmedi. Türk lirası yahut Fransız frangı olarak ödenmesi kararlaştırıldı. Borçların ödenmesi ile ilgili her türlü yabancı denetim ve gözetime son verildi.

Lozan'da görüşülmesine rağmen bütün sorunlar çözümlenememişti. Bunların en önemlilerinden biri Musul sorunuydu. Zengin petrol yatakları nedeniyle İngiltere bu bölgeyi bırakmak istemedi. Çözümü Milletler Cemiyetine bırakıldı. Cemiyetin kararı doğrultusun Musul Irak'a, dolayısıyla İngiltere'ye bırakıldı. İkinci önemli sorun Boğazlar meselesiydi Boğazlar üzerindeki egemenliğimizi kısıtlayıcı hükümler, 1936'da imzalanan Montrö sözleşmesi ile kaldırıldı. Üçüncü sorun Hatay idi. Ankara Antlaşması'yla sınırlarımız dışında kalan Hatay, Lozan'da da çözümlenemedi. 1939'da yapılan halk oylamasıyla Hatay sınırlarımız içine alındı. [1]





Kaynakça

  1. Yılmaz, Salih. Baytal,Yaşar. Türkman, Sayim. Atatürk ve Türkiye Cumhuriyeti Tarihi. 2. Basım. Ankara: Nobel Yayınları, 2014. s.190-191.